Osmanlı-Türk ve Osmanlı-Yahudi Mûsıkîsinde Bir Büyük Ses Haham İzak Algazi Efendi
OSMANLI-TÜRK VE OSMANLI-YAHUD? MUSIK?S?NDE B?R BÜYÜK SES: HAHAM ?ZAK ALGAZ? EFEND?
Bülent Aksoy
?zak Algazi Musevî dünyas?nda yak?n geçmi?in ad? ön s?rada an?lan, bu co?rafyan?n büyük seslerinden biri. Yirminci yüzy?l?n ilk yar?s?n?n belki de en büyük Safarad mus?kicisi. Asl?nda Algazi Efendi sadece Yahudilerin de?il, Türklerin de hayranl???n? kazanm??, zaman?nda bütün musiki çevrelerinde tan?nan. Bir sanatç? kat?na yükselmi?ti; mus?kideki bilgisi ve üstadl???ndan ötürü Türklerce "hoca" s?fat?yla an?l?rd?.
?zak Algazi'nin e?ine az rastlan?r çok geni? hacimli sesi, üstün okuyu? üslubu 78 devirli plaklarla günümüze ula?m??t?r. Bu plaklar?n dolduruldu?u 1920'li y?llarla 1930'lar?n ba?lang?c?ndan bu yana üç çeyrek yüzy?l? a?k?n bir zaman geçti. Ta? plak piyasas?nda plaklar?na art?k hiç rastlanm?yor. Türkiye'de ya?ad??? dönemde çok ünlü bir din adam? ve yeterince tan?nm?? bir musikici oldu?u halde, gerek o y?llarda, gerekse o dönemden bu yana geçen süre içinde sanat? üstüne hemen hemen hiçbir ?ey yaz?lmam?? gibi. Bu konuda ba?vurulabilecek biyografik yahut an? türü kaynaklarda hayat? ve sanat? üstüne doyurucu bilgiler bulam?yoruz. Türkiyeli musevî tarihçi Prof. Avram Galanti 1928'de Arap harfleri, 1947'de de Latin harfleri ile yay?mlanan Türkler ve Yahudiler adl? kitab?n?n "Yahudilerin Türk Mus?kisine Hizmetleri" ba?l?kl? bölümünde Algazi'ye de yer ay?rm??, sanatç? hakk?nda ?u bilgiyi vermi?ti:
"?shak Algazi: Salomon Algazi'nin o?lu olup ismiyle maruf ve Türkiye'de ve bilhassa ?zmir'ce ve Istanbul'ca pek tan?nm??t?r. Sesi fevkalâde güzel olan bu genç üstad?n eserleri meyan?nda bilhassa "neveser"den bestelemi? bulundu?u kâr ile ?evkefza, mâye, sûzidil, bestenigâr fas?llar?yla pek çok ?öhret bulmu?tur.
?shak Algazi Istanbul’da birkaç sene oturmu? ve kendisini tan?tm??t?r. Türk mus?kisinin ?slâh? meselesi hakk?nda gazetelerde aç?lan münaka?alar zaman?nda merhum Atatürk fikrini almak maksadiyle Algazi'yi Dolmabahçe Saray?'na dâvet etmi?tir. Üstad Algazi muhtelif devirlere ait mus?ki parçalar? okurken Türk mus?kisi tarihini yap?yordu. Atatürk memnuniyetini ve takdirini göstermek için imzas?n? ta??yan bir Kur'an-? Kerim'i Algazi'ye hediye etmi?tir (1).
Prof. Galanti bu kitaptan yirmi be? y?l sonra yay?mlad??? Türk Hars? ve Türk Yahudisi adl? kitab?nda "Yahudiler ve ?ark Mus?kisi" konusuna bir kere daha e?ilmi?, "?zmirli ?sak Algazi" hakk?nda ?unlar? yazm??t?r:
"Tan?nm?? di?er büyük Türk musevî sanatkârlar?ndan biri [olan] ?sak Algazi Istanbul’a gelip sekiz on sene kadar kalarak Türk mus?kisiyle me?gul olmu? ve bu meseleye dair Türkçe gazetelerde pek çok yaz? yazm?? ve Atatürk taraf?ndan kabul olunmu?tur. Dört be? saat süren bu kabul esnas?nda Algazi muhtelif makamlar?n baz? parçalar?n? okumu? ve bu makamlar hakk?nda izahat vermi?tir. Algazi'nin sesinden ve malûmat?ndan memnun olan Atatürk yeni harflerle bas?lm?? olan bir Kur'an-? Kerim nüshas?na imza atarak yadigâr olarak kendisine vermi?tir.
Algazi'nin güzel sesi ve malûmat? Musevî âleminde tan?nm?? oldu?undan, onu sinagoglarda 'haham' s?fat ile elde etmek isterlerdi. Amerika'n?n Uruguay memleketinin hükûmet merkezi Montevideo'da ?ark Yahudi cemaati hahaml??? kendisine teklif edilerek, Algazi orada yerle?mi?tir. Montevideo'da Türk tebaas?ndan pek çok ?ark Musevisi bulundu?undan sinagogun merasimi ?ark mus?kisiyle yap?lmaktad?r. Oraya gitmi? olan Nisim Hayon nam?nda bir ?ark Musevisi, o sinagogdan ve ?sak Algazi'den bahsederken, cumartesi ve Musevi bayramlar?nda, usûl oldu?u üzere, el yaz?s?yla yaz?lm?? Tevrat'?n kondu?u dolaptan ç?kar?ld??? vakit, o memleketin ba?kan?n?n (imparator, kral, cumhurreisi) ömrünün uzamas? için dua etmek âdet oldu?undan, ?ark Musevî cemaati ayn? usûlü takip ederek, en evvel Uruguay cumhurreisi olan Luiz Barres'a ve sonra Türkiye cumhurreisi ?nönü'ye dua ettiklerini yaz?yor
(Istanbul'da ç?kan L'Etoile du Levant gazetesinin 44 say?l? ve 20 Mart 1949 tarihli nüshas?)." (2)
Günümüzde yaln?z genç ku?aklar de?il, orta ya?l?lar bile Algazi'yi yeterince tan?m?yorlar.
Bugün herhalde ya?? altm???, hattâ yetmi?i geçmi? mus?kicilerle mus?kiseverlerin, bir de ta? plak koleksiyoncular? ile onun hiç olmazsa birkaç pla??n? dinlemi? olanlar?n hat?rlayabilecekleri bir sanatç?d?r Algazi. Ama onlar bile Algazi'yi sadece mus?kisiyle, o yönünü de ancak bir ölçüde tan?yorlar. Türkiye Musevîlerinin bile büyük ço?unlu?unun onun Türkiye'den ayr?ld?ktan sonraki hayat? ve faaliyetleri hakk?nda yeterince haber alabildiklerine inanmak güçtür. Örne?in Avram Galanti bile, Algazi'nin ölümünden üç y?l sonra yay?mlanan Türk Hars? ve Türk Yahudi’si adl? kitab?nda, yukarda da görüldü?ü gibi, sanatç?n?n ölümünden habersiz görünmektedir.
?zak Algazi'nin çok ilgi çekici hayat hikâyesi, dikkate de?er ki?ili?i, siyasî ve fikrî serüveni, sanat?n?n çe?itli yönleri ancak 1989'da yay?mlanan bir kitapla gün ?????na ç?kar?labildi. Mizimrat Qedem – The Life and Music of R. Isaac Algazi from Turkey (Türkiyeli Haham ?zak Algazi'nin Hayat? ve Mus?kisi) adl? bu kitap Yahudi Mus?kisi Enstitüsü'nce yay?mlanm??t?r; kitab?n yazar? o s?rada Bar Ilan Üniversitesi Müzikoloji Bölümü'nde ö?retim üyesi, bugün ise Kudüs ?branî Üniversitesi'ne ba?l? Yahudi Mus?kisi Ara?t?rma Merkezi'nin müdürü olan Prof. Edwin Seroussi'dir (3). A?a??da, Algazi'nin hayat hikâyesini verirken onun kitab?ndan yararland?m.
Sanatç?n?n ta? plaklar?ndan temizlenerek haz?rlanan iki kaset de kitapla birlikte sat??a sunulmu?tu. Almanya'da bulunan Wergo musiki ?irketi de 2002'de Algazi'nin 25 pla??n? CD'ye aktarm??t?r (SM 1622 - 2) . ?ki kasette 32 plak yer ald???na göre, 7 parça CD'ye girmemi?tir. Kasetlerde olsun, diskte olsun, Algazi'nin okudu?u Türk mus?kisi eserlerinden hiçbirine yer verilmemi?tir.
HAYATI
?zak Algazi 24 Nisan 1889'da ?zmir'de do?du. ?zmirli eski, köklü bir ailenin o?ludur. Dedesi ile babas? da sinagoglarda hazzanl?k (hanendelik) etmi?lerdi. O y?llarda do?an Türkiyeli yurtta?lar? gibi ?zak da geleneksel, dinî de?erlerle serbest dü?üncenin çat??t??? bir çevrede yeti?ti. Bir yandan, Paris merkezli, bat?l? esintilerin etkisi alt?nda, yeni bir anlay??la yeti?iyor, bir yandan da "Talmud Torah" adl? dinî ö?retim veren ilkokulda ortodoks bir –e?itim - ö?renim görüyordu.
?lkokulu bir Türk maarif okulunda bitirdi. Daha sonra ?zmir hahamba??s?n?n müdürü oldu?u "Hillel Yeshiva"ya devam etti. On dokuz ya??nda ?zmir'in Karaka? semtinde yeni in?a edilmi? olan merkez sinagoguna hazzan olarak atand?. 1914'te ?zmir'deki Yahudi okullar?nda ö?retmenli?e ba?lad?. Çok genç ya?ta Yahudi cemaati içinde ve d???nda çe?itli toplumsal faaliyetlere kat?ld?, cemaate ba?l? kurulu?larda görevler üstlendi. 1908-1911 y?llar? aras?nda ?zmir Belediye Meclisi'ne üye olarak girdi. 1918'de Bayan Regina ile evlendi, bir y?l sonra da büyük o?lu Salomon do?du.
?zak'?n mus?ki yetene?i çevresinde çok genç ya?ta fark edilmi? oldu?u halde, gençlik y?llar?nda s?k s?k geçim s?k?nt?s? çekti. Tan?klara göre, cemaatin çocuklar?na ve özel gruplara mus?ki dersleri vererek bir ek geçim kayna?? sa?lad?.
Yirminci yüzy?l?n ba?lar?nda dinî (musevî) tören mus?kisi yan? s?ra, Osmanl?-Türk mus?kisi bilgileri de ö?renmeye ba?lad?. Mus?kide ilk hocas?, babas? Salomon Algazi'dir. Prof. Avram Galanti, Salomon Algazi hakk?nda ?u bilgiyi veriyor: "Türklerce Bülbülî Salomon namile maruf olan Algazi lâhutî sesiyle ?zmir muhitini senelerce hayrette b?rakm??t?r. Çember usûlünde çok ruhnüvaz iki mahur bestesi, hüseynî ve hicaz pe?revlerinin sahibidir. 1930'da Istanbul'da vefat etmi?tir." (4) Öbür mus?ki hocalar?, musevî besteciler ?em Tov ?ikâr (1840-1920) ile Hayyim Alazraki'dir (bkz. Seroussi, s. 16).
?zak Algazi, ?em Tov ?ikâr'dan Türk mus?kisi bilgileri ö?rendi. ?ikâr tek tek ö?rencilere, topluluklara ?zmir sinagoglar?nda mus?ki dersleri verirdi.. Bu dersleri halka duyuran ilanlar cemaate seslenen ?zmir gazetelerinde ç?kard?. 10 Ocak 1905'te El Novelista gazetesinde ç?kan, Osmanl? kültür mozayi?i bak?m?ndan son derecede ilginç olan bu ilanlardan birinde, "Mahur Fasl?" ba?l??? alt?nda özetle ?öyle deniyordu:
"Daha önce de duyuruldu?u gibi, ?em Tov ?ikâr, Hayyim Alazraki, Salomon Algazi, Rebi gibi hocalar?n yönetiminde mahur fasl? ö?retilmektedir. Tam bir ve ahenk içinde geçen çal??malar?m?za halk büyük ra?bet göstermektedir. Çal??malarda üstad ?ikâr'dan dügâh fasl?n? da dinleyebilirsiniz. Ama fas?l ne fasl? olursa olsun dinleyiciler zevkle dinliyor." (5)
Bu gibi ilanlar ?zmirli Musevîlerin sadece mus?ki zevkini ve faaliyetlerini yans?tm?yor, Türk mus?kisinde bu sanatla ilgili bilgileri halka ö?retebilecek kadar ustala?t?klar?n? da gösteriyor.
O y?llarda, Istanbul'a oldu?u gibi ?zmir'e de Avrupa'dan opera topluluklar?, ses ve saz sanatç?lar? gelmekteydi. Öte yandan, ?zmir'de cemaat bat? türü bir bando kurmu?tu; bandocular bat? mus?kisi e?itimi görmü? Musevî çocuklar?yd?. ?zak da ayn? y?llarda bat? mus?kisiyle tan??m?? olabilir.
Birinci dünya sava?? ile Yunan i?galinin yol açt??? felaketler ?zmir'deki Yahudi cemaati içinde bir bunal?m yarat?r. Cemaat liderleri Yunanlarla i?birli?i ettikleri ?üphesi kar??s?nda ülkeyi terk etmek zorunda kal?rlar. Bir yandan i?sizlik, bir yandan yeri beklentiler Algazi'yi Istanbul'a çeker.
Algazi böylece 1923'te ailesiyle birlikte Istanbul'a ta??n?r. ?i?hane'deki Neva ?alom sinagogunun maftirimine (koro) girer. Bir süre sonra, mus?ki faaliyetleriyle tan?nan Galata'daki ?talyan sinagoguna hazzan olarak getirilir, sinagogun mus?ki i?lerinin yönetimi de ona verilir.
Algazi Istanbul'da geçirdi?i on y?l içinde Musevî cemaatinin en ileri gelen ki?ilerinden biri olur. Musevî e?itim – ö?retim kurumlar?nda faal rol oynar. Cemaatle cumhuriyet yönetiminin ileri gelenleri aras?ndaki ili?kileri geli?tirmeye çal???r. Yahudi cemaatinin genç cumhuriyetin ülküleriyle bütünle?mesi gerekti?i görü?ünü savunur. Bu siyaseti, kurdu?u haftal?k gazete La Voz Orientale'de dile getirir. Algazi, Atatürk'ün modernle?me / bat?l?la?ma dü?üncelerini de savunur. Türk mus?kisinin birçok üstad? ile tan???r, dostluk kurar. Mus?ki, edebiyat, tarih, felsefe bilgisiyle cumhuriyet ayd?nlar? aras?nda kendisine bir yer edinmeyi ba?ar?r.
Algazi o s?ralarda, Türk mus?kisini seven Atatürk'ün huzurunda, Dolmabahçe Saray?'nda Türk mus?kisi eserleri okur; Türk mus?kisi tarihi üstüne, örnekler vererek Atatürk'e bilgi sunar. Bir gözlemciye göre, Türk tarihinin yaz?lmas? ile Kur'an'?n Türkçeye çevrilmesi konusunda Atatürk'e tavsiyelerde bulunur. O y?llarda ?zmir'de, ?imdi ?srail'de ya?ayan Leon Daniel'e göre, Atatürk Algazi'ye bir vesileyle, "Senin gibi bir adam milletimizin yüz ak?d?r!" demi?tir.
Yeni düzenle ilgili bütün iyimser beklentilerine ra?men, 1930'lar Algazi'nin huzursuz oldu?u y?llard?r. Bunun ilk belirtisi, i? bulma imkânlar?n?n azalmas?, ikincisi de, Atatürk'ün devlet memuriyetinde Türkleri gayrimüslim cemaatlere tercih eden siyasetinin uygulamaya konmas?d?r. Bu yeni uygulaman?n tan?kl??a dayanan bir örne?i bizzat Algazi'nin ba??na gelmi?tir: Atatürk, Algazi'nin radyo yönetim kurulu üyeli?ini onaylamam??t?r... Tan?k Mo?e Vital'e göre, bu hayal k?r?kl??? sanatç?n?n Türkiye'den göç etmesine yol açm??t?r. Ancak, Algazi'nin güçlenmekte olan siyonist e?ilimleri de Türkiye'de kalmas?na engeldi. 1933'te ç?kard??? haftal?k gazetenin ?branî alfabesini b?rakmaya ve Latin alfabesini kabul etmeye zorlanmas? Algazi'nin art?k bar?namayaca??n?n en çarp?c? i?aretini veriyordu. Böylece hayat?n?n Türkiye dönemi kapanm?? oluyordu. Bir pazartesi günü Türkiye'den ayr?lan Algazi'yi iki gün önce (cumartesi günü) gören ö?rencisi, hazzan ve kanunî David Behar üstad?n?n o gün son derece üzgün oldu?unu, o cumartesi günü sinagogdaki ayin s?ras?nda
o güçlü sesinin bile k?s?k oldu?unu 1990'da bu sat?rlar?n yazar?na anlatm??t? (6).
PAR?S YILLARI (1933 – 1935)
?zak Algazi daha 1930'lar?n ba??nda Paris'teki cemaatle ili?ki kurmaya ba?lam??t?. Cemaatin daveti üzerine 1933'te Paris'e gitti. Oradaki Safarad cemaati bu s?k?nt?l? günlerinde kendisine çok yard?mc? oldu. Paris'teki bir sinagoga hazzan olarak girdi. Bir yandan da Türkiye'de ba?latt??? e?itsel ve toplumsal çal??malar?n? sürdürdü. Ayd?nlarla, yüksek seviyedeki devlet görevlileriyle, bu arada Frans?z ba?bakan? Eduard Herriot ile ili?ki kurdu. Ama bütün çabalar?na ra?men, hazzanl?k d???nda, yeteneklerini gösterebilece?i bir yer edinemedi. O y?llarda Paris'teki Safarad cemaatinin önderleri aras?nda birçok parlak ayd?n ve zengin i?adam? vard?; mus?ki hayat?n? ise, Romanya do?umlu besteci ve orkestra ?efi Leon Algazi (?zak Algazi ve ailesiyle hiçbir yak?nl??? yoktur) yönlendiriyordu. ?zak Algazi çok say?da yetenekli, sivrilmi? ki?i ile dolu olan bu çevrede istedi?i ölçüde ilgi çekemedi. Cemaat gazetesinde bile ad? pek az geçiyordu. Böyle bir ortamda umdu?unu bulamamas? onu uzak bir ülkeye çekecekti.
MONTEV?DEO DÖNEM? (1935 – 1950)
Algazi 1935 Eylül'ünde Uruguay'?n ba??ehri Montevideo'da özel dinî günlerde hazzanl??a ba?lad?. Uruguay'daki Safarad cemaatinin büyük ço?unlu?u ?zmir'den göç etmi?ti. Bu bak?mdan cemaatle yak?nl?k kurmas? zor olmad?. Ziyaret ve zemin yoklamas? için gitti?i Uruguay'da ülkeye yerle?me ve cemaat önderli?ini üstlenme teklifi ald?. Arad???n? bu ülkede bulaca??n? umarak teklifi kabul etti. Anayurdunun ve Avrupa'n?n önemli Safarad merkezlerinin çok uza??nda kalacak olsa bile, kendi önderli?ini benimseyen, ki?ilik aray??? içindeki genç bir cemaat bulmu?tu orada. Nitekim Montevideo'da k?sa sürede önemli bir ki?i oldu. Hayat?n?n bu döneminde hem toplumsal ki?ili?iyle, hem de hazzanl???yla sivrildi. Brezilya, ?ili ve Arjantin'de de hazzan ve hatip olarak göründü.
Uruguay'daki siyonist hareketin Latin Amerika kolunun geli?mesine, Yahudi katliam?ndan kurtulan mültecilerin iskân edilmesine, Yahudi Ulusal Fonu'nun olu?mas?na ve Dünya Safarad Federasyonu'nun kurulmas?na yard?mc? oldu. 1938'de Buenos Aires'te toplanan Birinci Güney Amerika Siyonist Kongresi'nde Uruguay delegesi olarak görev ald?. 1940'ta gene Buenos Aires'te toplanan Safarad Siyonist Kongresi'nde de Uruguay cemaatini temsil etti. 1942 Nisan'?nda cemaatlerin I. Bölge Toplant?s?'nda ba?kan yard?mc?s? olarak görevlendirildi. Ayn? y?l Yahudi Ulusal Fonu Keren Hayesod’a fahrî ba?kan olarak atand?. Daha sonra, Uruguay'daki Yahudi cemaati ad?na Cumhurba?kan? Alfredo Baldomir'e ba?vurarak Yahudi katliam?ndan kurtulan mültecilere Uruguay'?n daha çok kucak açmas?n? talep etti. Algazi bu yönde yorulmak bilmeden, büyük gayret gösterdi. Bu sayede pek çok Yahudi s???nacak bir yer buldu ve Uruguay'?n Nazi-kar??t? siyaseti peki?ti. Algazi'nin bu insanc?l çal??malar? Uruguay'da bugün bile hat?rlan?r.
?zak Algazi 1944 ba?lar?nda bir ba?ka Safarad önderiyle birlikte Uruguay'da Filistin'i Destekleme Komitesi'ni kurdu. Komitenin amac?, Yahudi olmayan ünlü ki?ileri siyonizm davas?n? desteklemeye yöneltmekti. Algazi bu inanç do?rultusundaki çal??malar?na ?air Carlos Sabat Ercasti'yi, Nazi-kar??t? eylemci Hugo Fernandez Artusio'yu, Uruguay Sosyalist Partisi önderini ikna etmeyi ba?ard?. Bu komite Uruguay'?n Filistin'de bir Yahudi devleti kurulmas? çal??malar?na destek vermesinde çok etkili oldu. Algazi 1944'te Avrupa’daki büyük Yahudi katliam?ndan hemen sonra New York'ta toplanan Dünya Yahudi Kongresi'nde Uruguay'? temsil etti. Bu vesileyle Ba?kan Roosvelt için ?branice bir ?iir yazd?. Bu ?iir New York'ta ç?kan ?branice gazete Ha-Doar'da 1944 Aral?k'?nda ?ngilizce çevirisiyle birlikte yay?mland?.
Ömrünün sonuna kadar Amerika k?tas?nda ya?ayan ?zak Algazi 3 Mart 1950'de öldü. Fakat musikici ?zak Algazi çok daha önce, Türkiye'den ayr?ld??? 1933 y?l?nda ölmü?tü. Seroussi'nin dedi?i gibi, "Güney Amerika'da çe?itli toplumsal çal??malara giri?ti?i halde, görünen odur ki, çevresi onun ki?ili?ini, bilgisini, görü?lerini takdir edememi?tir. Dahas?, orada onun Türk mus?kisindeki seçkin yerini, uzmanl???n? takdir edebilecek birkaç ki?iden ba?ka kimse olmad??? için, parlak mus?ki hayat? da Uruguay'da nerdeyse tamam?yla sona ermi?tir. Unutulmu?luk, üstün bir yer edindi?i mus?kinin ortam?ndan uzak kal??? derin bir hayal k?r?kl??? yaratm??t? onda." (s. 27)
K???L???
?zak Algazi gerek dünya Yahudileri, gerekse Osmanl? Yahudileri için zorluklarla geçen sanc?l? bir dönemde ya?ad?. Dört yüzy?l? a?an bir zaman boyunca kanatlar? alt?nda bar?nd?klar? çokuluslu / çokcemaatli Osmanl? imparatorlu?unun çökü?ü hem manevî bir bunal?ma, hem de y???nsal bir göç hareketine yol açm??t?. Türkiye Yahudileri ayd?n çevrelerinde etkili olan, Avrupa yanl?s? Haskala (Ayd?nlanma) hareketi de büyük bir ideolojik kar???kl?k içindeydi.
Atatürk'ün ideolojisi çokulusluluk de?il, Türk milliyetçili?i temeline dayan?yordu. Ama cumhuriyet yönetimi bat?l? kültür de?erlerini benimsiyor, din ile devlet i?lerini birbirinden ay?r?yor, hattâ din adamlar?ni devlet i?lerinin bütünüyle d???na ç?kar?yordu. Bu yenilikler Yahudilerin geleneksel ya?ama biçimini derinden etkiliyordu. Öte yandan, yüzy?l?n ilk çeyre?inde Osmanl? Yahudileri üzerinde de etkili olmaya ba?layan siyonist hareket Musevî cemaatinin içinde bulundu?u kar???kl??? büsbütün art?r?yordu. Dönemin siyasî, ideolojik ve kültürel ortam?ndaki bu karga?a ?zak Algazi'nin de dünya görü?üne yans?m??t?r. Edwin Seroussi onun ideolojik dram?n? ?öyle aç?kl?yor:
"Döneminin siyasî ve iktisadî bunal?m? içinde Algazi evrensel Yahudi dinî görü?ünü Atatürk'ün Türk milliyetçili?inin hedefleri ve siyonist hareketin ?ekillendirdi?i Yahudili?in ulusal özlemleriyle bir tutup birle?tirerek, bir yandan da Yahudi dininin geleneksel davran?? ölçülerini savunarak gerçekle?tirilmesi imkâns?z bir ideolojik uzla?ma için çal??t?. Bu ideolojik pasti? Türkiye'de hiçbir yank? uyand?rmad?, ?artlar onu Uruguay'a kadar, uluslararas? olaylar?n meydana geldi?i ana merkezlerin uza??na sürükledi. Güney Amerika'da çe?itli toplumsal faaliyetlerde bulunmu? olmas?na ra?men, uyand?rd??? izlenim odur ki, Uruguay'daki çevresi onun ki?ili?ini, bilgisini, görü?lerini, bilgisini, görü?lerini yeterince anlamam??t?r. Bunlara bir de, parlak mus?ki hayat?n?n Uruguay'da gerçekten sona erdi?ini eklemek gerekir, çünkü bu ülkedeki pek az insan onun Türk musikisindeki seçkin ustal???n? takdir edebilirdi. Unutulmu?luk, o kadar usta oldu?u mus?kiden uzakla?m?? bulunmas?, hiç ?üphesiz, onu derin bir manevî hayal k?r?kl???na sürüklemi?ti." (s. 26 – 27)
?zak Algazi Türkiye'de ya?ayan Yahudi toplumunun yeti?tirdi?i en seçkin ayd?nlardand?. 1938'de tarihçi M. D. Gaon, "Türkiye'de ya?ayan dinda?lar?m?z?n en ayd?nlanm?? olanlar?ndan biridir," diyordu onun için (anan Seroussi, s. 13). Geni? kültürü hayat?n?n son y?llar?nda yay?mlad??? kitaplarda da görülür; yazd?klar?nda, Spinoza, Moses Mendelssohn, Herman Cohen, Martin Buber, Heinrich Heine, Henry Bergson gibi ?air, dü?ünür ve yazarlar? okudu?u ve kaynak olarak kulland??? görülür. ?spanyolca yazd??? Judaismo de Amor adl? kitab?n?n sonunda dünya görü?ünü ve özlemini ?öyle dile getirir:
"?nsanl?k ve bütün yarat?lm?? canl?larda sevgi ve uyum içinde ya?ayabilmek için ?rklar, inançlar ve s?n?flar aras?ndaki farkl?l?klar sonsuza kadar unutulmamal?d?r; özgürlük güne?i, hak ve hukuk, Tanr?'n?n yüce iradesini yerine getirebilmek için bütün ufuklarda do?acak, cömert ???klar?n? bütün insanl??a, bütün insanlara saçacakt?r." (7)
?zak Algazi, hazzan ve kanunî David Behar'?n anlatt???na göre, ayn? zamanda, güzel konu?an, dinleyeni etkileyen çok iyi bir hatipti. Bu çok yönlü ki?ili?iyle Türkiye Musevî cemaati içinde benzerine az rastlan?r bir ün kazanm??, nerdeyse efsanele?mi?ti. Algazi efsanesi bugün de Türkiye Musevî cemaati içinde canl?d?r. Genç ku?aklar bile onun ad?n? ailelerinden ve çevrelerinden duymu?lard?r.
EDEBÎ ESERLER?
Algazi'nin edebî eserleri, dinî ?iirleri, gazete makaleleri ve Yahudi sorunlar? üstüne e?itici amaçlarla yaz?lm?? iki kitaptan olu?uyor. Kitaplar?n? hayat?n?n son y?llar?nda yay?mlam??t?r (1945 – 1949). ?iirleri ile ?iir derlemeleri Türk mus?kisi aç?s?ndan önem ve özellik ta??yor. Bu ?iirlerin her biri bir mus?ki fasl?nda yer alan mus?ki eserleri için yaz?lm??, bir araya getirildi?inde bir dizi olu?turan güftelerdir. Her dizi "bestenigâr", "?evkefza", "sûzidil" gibi makam adlar? ta??yor. "Bestenigâr" ba?l??? alt?nda toplanan alt? ?iir de ayn? makamda bestelenmi? bir dizi eser için yaz?lm?? güftelerdir; fasl?n eserlerinden biri ünlü Dede Efendi'nin eseridir. ?evkefza dizisi Algazi'nin Osmanl?-Yahudi ?airi ?srael Najara'n?n bir ?iiri üzerine besteledi?i devr-i kebir pe?revle ba?l?yor (bkz, Seroussi, s. 29). Yani bir saz eseri türü olan pe?rev Osmanl?-Yahudi mus?kisinde bir sözlü eser türüne dönü?türülmü?tür. Dizinin (fasl?n) öteki ?airleri, kendi bestesinin güftesi olan biri d???nda, Türk bestecilerinin ayn? makamdan çe?itli eserleri için yazd??? güftelerdir. Sûzidil dizisi ise, ilk ?iir d???nda, Tanburî Ali Efendi'nin iki beste, iki semaiden olu?an ünlü sûzidil tak?m?na giydirilmi? güftelerdir; ilk ?iir Algazi'nin gene ?air Najara'n?n bir ?iirini güfte olarak kulland??? kendi devr-i kebir sûzidil pe?revidir. Bütün ?iirler Osmanl?-Yahudi ?iir gelene?ine uygun bir yap? içinde yaz?lm??t?r (10). ?iirlerin vezni, dizelerin hece say?s?na dayanan hece veznidir. Algazi'nin ?iirlerinde dizeler ya 8 ya da 16 hecelidir; Seroussi'nin vurgulad??? gibi (s. 29) gerek hece vezninin, gerekse 8 hecelik dizelerin kullan?lmas? Türk halk ?iirinin belli ba?l? ay?rt edici özelliklerindendir.
Algazi Türkiye'den ayr?ld?ktan sonra, mus?kide oldu?u gibi ?iirde de yarat?c?l???n? kaybetmi?ti.
OSMANLI – YAHUD? MUSIK?S?N?N KAYNAKLARI
Algazi'nin çal??malar?n?n en önemli alan? olan mus?kiye geçmeden önce, Osmanl?-Yahudi mus?kisinin geçmi?ini, tarihî artalan?n? k?saca gözden geçirmek yararl? olacakt?r.
"Türk mus?kisi ezgi yap?s? (makam) + ?branice güfte" birle?imine dayanan Osmanl?-Yahudi mus?ki gelene?inin onalt?nc? yüzy?lda Istanbul'da ve Selanik'te ad?n? duyuran ?air Salomon ben Mazal Tov ile ba?lad??? san?l?yor. Avram Galanti, Musevî tarihçi Salomon A. Rozanes'e dayanarak bu konuda ?unlar? yaz?yor: " ?spanya'dan gelen Yahudiler Endülüs Araplar? ile vuku bulan uzun temaslar? üzerine, Arap mus?kisini bevnimsemi?ler ve Türkiye'ye geldikleri vakit, Türk mus?kisini kabulde zorluk çekmemi?lerdir. Kanunî Sultan Süleyman zaman?nda, ?elomo (Salomon) ben Mazaltov ad?nda bir haham, Türk mus?kisini ?branice dinî ne?idelere ve ayn? zamanda ?spanyolca-Yahudice ?ark?lara tatbik etmi? ve bu, zaman?m?za kadar devam etmekte bulunmu?tur." (8)
Salomon Ben Mazal Tov'un açt??? yoldan gidenler aras?nda ?air Israel Najara (1555-1625) ön s?rada yer al?yor. Najara'n?n onalt?nc? yüzy?l?n ikinci yar?s?nda yay?mlanan bir güfte derlemesinde, ?spanyol, Türk, Rum, Arap ezgilerine giydirilmek üzere yaz?lm?? ?branice ?iirler bulunmaktad?r (s. 31). Ezgiler rast, dügâh, hüseynî, buselik, segâh, segâh-?rak, nevruz-acem, mahur, neva, uzzal, nak??-hüseynî ve nikriz makamlar?ndad?r. Ayn? zamanda besteci olan Najara bu makamlarda eser de bestelemi?tir. Böylece ?branice güfteleri besteli Türk ezgilerine uyarlama yahut da Türk mus?kisi kurallar? içinde ?branice güfteli özgün eser besteleme ç???r? ba?lam??t?r. Najara'dan sonra Bursal? ?air Haham Yossef Ganso ve daha sonra niceleri besteli eserler için ?iirler yazm??lar, kitaplar?nda bu ?iirleri makamlara göre s?ralam??lard?r.
Najara 1625'te, Ganso 1640'ta ölmü?tür. 1611'de do?an ve seyahatnamesinin sazlar ve sazendelerle ilgili bölümlerini 1635 – 1638 y?llar? aras?nda tamamlayan Evliya Çelebi kitab?nda yer yer Yahudi sazendelere de de?inmi?tir. Örne?in, "Hokkabazlar ve Güldürücüler" bölümünde, "kol" denilen e?lence tak?mlar?ndan biri olan Patako?lu kolu hakk?nda, "Üç yüz neferdir. Hepsi Yahudi’dir. (...) Bilhassa sazendeleri me?hurdur," diye yaz?yordu (9). "Kol"a ad?n? veren veren Patako?lu'nun kendisi de "padi?ah huzurunda k?ymetli"ydi (10). "?ki yüz neferden kurulu Samurka? Kolu'nun da bütün adamlar? Yahudi’dir, Evliya'n?n deyi?iyle, "Âdem dünyaya dü?tü?ünden beri yeryüzündeki insanlar?n birinin dairesinde böyle hanende, sazende görülmemi?tir." (11) Yahudi Yako ileri gelen bir m?skalî, Yahudi Karaka? da tan?nm?? bir tanburîydi (12). Evliya'n?n bu kay?tlar? onyedinci yüzy?l?n ilk yar?s?nda Yahudilerin Türk mus?kisi gelene?ini benimsediklerini aç?kça gösteriyor. Dahas?, Istanbul'da Yahudi mus?kicilerin say?s? bir hayli artm??, aralar?ndan usta icrac?lar da ç?kmaya ba?lam??t?r. Onyedinci yüzy?l?n sonlar?nda Istanbul'a gelen Kantemiro?lu da, mus?ki hocalar? aras?nda Çelebiko adl? bir Yahudi’nin de ad?n? an?yordu (13).
Onsekizinci ve ondokuzuncu yüzy?llarda mus?ki merkezi Istanbul'dan Edirne'ye kaym??t?r.
Yak?n bir geçmi?e kadar Edirne Safarad cemaatinin maftirim'i Türkiye Musevîlerince mus?ki da?ar? en geni?, Osmanl?-Yahudi mus?kisini en iyi icra eden topluluktu. Maftirim'in okudu?u eserler bütünüyle Osmanl?-Türk mus?kisinin makam ve usûl kurallar?na göre bestelenmi? parçalardan olu?uyordu. Bu eserler yüzy?llarca el yazmas? kaynaklarla ku?aktan ku?a?a aktar?ld?ktan sonra, 1921'de, Isaac Eliahu Navon'un yay?ma haz?rlad??? Shirei Israel Be-Erez Ha-Qedem adl? kitapta bas?lm??t?r. Tarihçi Abraham Danon Edirne cemaatinin mus?kide gösterdi?i geli?meyi Mevlevîlerin etkisine ba?lamaktad?r. Mevlevî tekkeleri sadece Edirne'de olmamakla birlikte, yaz?l? ve sözlü Musevî kaynaklar? Yahudi mus?kisi bak?m?ndan Edirne'nin Istanbul'dan da önemli bir merkez oldu?unda birle?iyor. Encylopaedia Judaica (Musevî Ansiklopedisi) Edirne Maftirimi hakk?nda ?u bilgileri verirken Musevî mus?kisiyle Mevlevî mus?kisi aras?ndaki ili?kiler konusunda gene Danon'u kaynak gösteriyor:
"(...) Edirne ayn? zamanda Yahudi mus?kisinin bir merkeziydi. Bir koro
Toplulu?u olan maftirim onyedinci yüzy?lda kuruldu. Bu heyet her cumartesi
sabah?, mahallî dilde 'jonk' denilen ('harp' kelimesinin Farsça-Arapça
kar??l???) denilen (14) bir ilahi kitab?nda bulunan eserleri okurdu. Bulgaristan,
Romanya sinagoglar?na var?ncaya kadar daha birçok cemaat iyi bir sinagog
hanendesine ihtiyaç duydu?u zaman Edirne'ye ba?vururdu. Maftirim heyetinin
çal??malar? ve kazand??? ün Edirne'nin bir dinî mus?ki merkezi olmas?na
yard?m etmi?tir. Edirne'den yeti?en en tan?nm?? besteciler aras?nda Aaron b.
?zak Hamon [XVIII. yy.; Türklerce 'Yahudi Harun' diye an?lan besteci
Olmal?, B. A], Abraham Zemah (XIX. yy.) ve Joseph Danon'un (öl. 1901)
adlar? say?labilir. A. Danon, Edirne yöresi Ladino halk ezgilerinden olu?an
geni? bir mus?ki da?ar? derleyip yay?mlam??t?r. Danon Edirne Yahudilerinin
do?u musikisindeki ustal???n?n, üsluplar?n? örnek ald?klar? müslüman dervi?
tekke mus?kisinden kaynakland???n? ileri sürmektedir." (15)
Hanende Mo?e Vital'in an?lar?yla kar???k ?u gözlemleri de Musevîlerle Mevlevîler aras?ndaki yak?nl??? ve mus?ki al??veri?ini çarp?c? bir biçimde gözler önüne seriyor:
"Adlar?n? and???m hanendeler (?em Tov ?ikâr, Eliyahu Hacohen, Salomon ve
?zak Algazi) dervi? mus?kisinden çok etkilenmi?lerdir. (...) Çocukken,
hat?rl?yorum, ben de her cuma günü ö?le üzeri evden kaçar (o zaman daha
ilkokula ba?lamam??t?m), dervi?lerin tekkelerindeki törenleri seyretmeye ve
onlar?n güzel ezgilerini dinlemeye giderdim. (...) ?zmir'de ba?ka Yahudi
mus?kiseverler de bu törenlerde icra edilen mus?kiyi dinlemek için s?k s?k
tekkeye gelirlerdi. Her dervi? sadece iyi ?ark? söylemesini de?il, islam mus?ki
sanat?n? da mükemmel ?ekilde bilirdi. Dervi?ler makamlar? da çok iyi bilirlerdi.
(...) Bizim hazzanlar?m?z onlar?n güzel ezgilerini dervi?lerden ö?rendiler,
ö?rendiklerini bizim sinagoglar?m?za soktular." (anan Seroussi, s. 34)
Shirei Israel Be-Erez Ha-Qedem adl? kitapta maftirimin "konser" program? üstüne verilen ?u bilgiler Musevî mus?kisinin Mevlevî mus?kisinden ald??? beste ?ekilleri ile icra düzenini anlamak bak?m?ndan aç?klay?c?d?r:
"Her makamdan önce koroba?? (serhanende) tek ba??na, solo olarak, terennüm
etmeye ba?lar. Kutsal Kitap'tan al?nan ayetleri a??r a??r, o andaki ruh haline
göre usûlsüz olarak i?leyip geni?leterek ezgilendirir. Ama kurala göre uyarak
önce tonikten ba?lar, o hafta okunacak olan eserlerin makam?yla bitirir.
?ark?lar?n icras? bittikten sonra gene ayn? ?ey yap?l?r." (anan, Seroussi, 63)
Buradan ?unu anl?yoruz: mus?ki bir "sözlü taksim"le ba?l?yor, gene bir sözlü taksimle bitiyor. Bu düzen, "ba?taksim"i ve "sontaksim"i ile Mevlevî mukabelesindeki mus?ki düzeninin bir taklidi say?labilir. Tek fark, taksimin sazla de?il, sözle icra edilmesindedir.
Her hafta maftirimin ayr? bir makamdan eserler okumas? da her mukabelede ayr? bir makamda bestelenmi? ayinlerin okundu?u Mevlevî mus?kisinin bir özelli?idir.
Salomon Ben Mazal Tov ve Israel Najara ile ba?layan "makam ezgisi + ?branice güfte" gelene?i zaman?m?za kadar sürmü?tür. Bat? mus?kisinin bandosu, orkestras?, korosu, operas?, operetiyle yayg?nla?maya ba?lad??? bir dönemde bile Istanbul sinagoglar?ndan hâlâ bu mus?ki icra ediliyordu. ??te birinci dünya sava?? y?llar?ndan bir an?:
"Umumî harpte Osmanl? mü?irleri 150 lira ayl?k al?rken Galata'da Yüksek
Kald?r?m'daki sinagog için Breslau ?ehrinden 300 lira ayl?k ile bir haham
getirmi?lerdi. Davudî bir sesi vard?. Hamamîzade ?smail Dede merhumun
baz? bestelerinin notas? Zebur ayetlerine uydurularak okunmaktad?r" (16)
Bat? mus?kisinin tek mus?ki olarak devletçe desteklendi?i cumhuriyet döneminde de Türk mus?kisi gelene?ine ba?l? sinagoglar geleneklerini sürdürmü?lerdi. Rauf Yekta Bey buna ili?kin bir an?s?n? uzun uzun anlat?r:
"Burada baz? hât?ralar?m?n nakline okuyanlar?m?n müsaadesini isteyece?im:
tahminen on sene oluyor ki, bir cumartesi günü hahamhane kap? kâhyas?
Moiz Efendi'nin delaletiyle Galata'da Tünel civar?ndaki bir sinaviye
[sinagoga] gitmi? ve orada icra edilen ruhânî âyinde haz?r bulunmu?tum.
Güzel sesli hanendeler beyatî makam?nda bir s?ra ilahiler okuyorlard?.
Bunlar aras?nda bir ilahi bana yabanc? gelmedi. Biraz dikkat edince anlad?m
ki, Türk bestekârlar?ndan Dede Efendi'nin 'Bir gonca femin yâresi vard?r
ci?erimde' güfteli beyatî makam?ndaki murabba?na ?branice bir güfte adapte
etmi?ler ve klasik Türk mus?kisinin 'beyatî' fasl?nda en parlak bir murabba?
olan bu ?aheserden ayn? derecede nefis bir ?branî ilahisi vücuda
getirmi?lerdi!..
Garibi ?udur ki, Türkiye musevîleri, Türklerin gayri dinî mus?kileri
repertuvarlar?na dahil olan ve güftelerinden sonra, 'Cân?m yel lel li terelelli,
dirnâ te ne nen...' gibi terennüm denilen bir tak?m mânas?z lâf?zlar ilâve
edilen Davut peygamberin mezamirinden (Psalmes), yahut di?er musevî
azizlerin eserlerinden ald?klar? ?branice manzum sözleri tatbik etmi?ler, ve
terennümlerine hiç dokunmad?klar? bu eserleri o mânas?z lâf?zlarla beraber
ibadet hükmünde olan mezhebî âyinleri esnas?nda okumakta bir beis
görmemi?lerdir!" (17)
Ru?en Kam da 1970'li y?llarda Ankara radyosundan yay?mlanan, Yahudi as?ll? ünlü bestecimiz Tanburî ?zak'?n gül'izar tak?m?na ayr?lan bir aç?klamal? "Klasik Türk Müzi?i Korosu" program?nda gene ayn? çerçevedeki bir an?s?n? anlatm??t?. Bu an?ya vesile olan ki?i de Algazi'dir:
"Hiç unutmam aziz dinleyenler, bundan k?rk sene önce ?zmir'den Istanbul'a
gelmi? olan ?zak Algazi bir gün beni Istanbul'da ?i?hane yoku?undaki
sinagoga götürmü? ve orada, hat?r?mda kald???na göre, onsekizinci yüzy?l
bestekârlar?ndan Mehmed A?a'n?n 'Gelince hatt-? muanber o meh
cemalimize' m?sra?yla ba?layan evcârâ makam?ndaki murabba bestesini
üzerine koydu?u ?branice dinî güftelerle dinletmi?ti." (18)
Bütün bu an?lar Musevî mus?ki da?ar?n?n sadece dind??? Türk mus?kisi eserlerinden olu?tu?u izlenimi uyand?rabilir. Ama böyle dü?ünmek çok yanl?? olur. Çünkü ?branice güfte giydirilmi? Türk mus?kisi eserlerinin say?s? san?ld??? kadar çok de?ildir. Bu konuda bilgisine ba?vurdu?um hazzan ve kanunî David Behar'?n aç?klamas?na göre, Türk mus?kisi ürünlerine ?branice güfte giydirme yöntemi ancak çok sevilen eserler için uygulanan bir i?lemdir, kendisi de Zekâi Dede'nin "Bin cefa görsem ey sanem senden" güfteli acema?iran beste ile, Muallim ?smail Hakk? Bey'in "Seni hükm-i ezel â?ûb-? devrân etmek istermi?" güfteli nihavend a??r semaisine ?branice güfteler uyarlam??t?.
David Behar'?n görevli oldu?u, maftirim heyetini yönetti?i ?i?li sinagogunun cumartesi ayinlerinde 1990 y?l?nda üst üste yedi sekiz hafta kadar bulundum; maftirim, dügâh, ?sfahan, bayatî, acem, acema?iran, nihavend gibi makamlardan "kâr", "beste", "a??r semai", "?ark?", "ilahi" diye adland?rd?klar? beste türlerinde "fas?l"lar okudu. Bunlar aras?nda, bir rastlant? sonucu, David Behar'?n ?branice güfte giydirdi?i, Zekâi Dede'n?n acema?iran bestesi ("Bin cefa görsem ey sanem senden") ile Muallim ?smail Hakk? Bey'en nihavend a??r semaisini ("Seni hükm-i ezel â?ûb-? devrân etmek istermi?") ?branice güftelerle dinledim.
Bugün sinagog mus?kisi da?ar?ndaki parçalar?n büyük ço?unlu?u Türk mus?kisi anlay??? ve zevki içinde yeti?mi? Musevî bestecilerin bu mus?kinin makam, usûl ve beste ?ekilleri içinde besteledikleri özgün eserlerdir. Günümüz ?stanbul’unda, hattâ Türkiye'sinde Osmanl?-Yahudi mus?kisi gelene?inin en sad?k temsilcisi, üstad David Behar'?n en de?erli ö?rencisi David Sevi yönetimindeki ?i?li sinagogu ve onun maftirimidir. Yedi sekiz kadar hazzandan kurulu olan topluluk her cumartesi günü ö?leden sonra ayr? bir makamdan "fas?l"lar olu?turan "kâr"lar,"beste"ler, "semai"ler, "?ark?"lar vb. okumaktad?r.
Buraya kadar vurgulanan Osmanl?-Türk ve Osmanl?-Yahudi mus?ki gelenekleri aras?ndaki etkile?im biçimi kimi zaman, ba?ka bir bak?mdan tersine çevrilmi?, yani Yahudilerin Türklere mus?ki ö?rettikleri de olmu?tur. Örne?in, Avram Galanti'ye göre, ondokuzuncu yüzy?l?n yar?s?nda Istanbul'da ya?ayan Haham Avram Mandil (ayn? yüzy?l?n ortalar?nda ölen Türk mus?kisi bestecisi Haham ?emoil Mandil'in o?ludur) Türkiye'de mus?ki ara?t?rmac?l???na önayak olan mus?ki adamlar?ndan, Galata Mevlevîhanesi ?eyhi ünlü Ataullah Dede'nin (1842 – 1910) mus?ki hocas?yd? (19). Sultan III. Selim'in bizde "Tanburî ?zak" ad?yla tan?nan ?zak Fresco Romano'dan tanbur dersi alm?? ve geleneksel tanbur üslubunu ö?renmi? olmas? gene ayn? çerçevede, herkesce bilinen, tarihe geçmi? bir örnektir. David Behar'?n bu sat?rlar?n yazar?na anlatt???na göre, ?zak Algazi de Türklere, özellikle han?mlara mus?ki dersleri verirdi (20). Ama hepsinden daha ilginci, iki mus?ki aras?ndaki makam, usûl, hattâ beste ?ekli birli?inin, zaman zaman, sinagoglarda okunmak üzere bestelenmi? özgün eserlerin gene Yahudi bestecilerce dind??? Türk mus?kisine aktar?lmas?n? bile sa?layabilmesidir. Suphi Ezgi'nin mus?ki hocas? ?eyh Halim Efendi'den ald??? ?u sözlü malûmat bu bak?mdan dikkate de?er ipuçlar? verir: "?sak zahit bir zat bulundu?u için, baz? pe?revlerini sinagoglarda okunan eser olmak üzere yapm?? bulundu?unu ve bayatî pe?revinin dördüncü hanesinin sonundaki mütekerrir lahinlerin 'amen' oldu?unu ?eyh Halim Efendi acize söylemi?ti." (21)
Öte yandan, nas?l Musevîler Mevlevi mus?kisine ba?lanm??larsa, Mevlevîler de Türk mus?kisinde ustala?m?? Musevîlerin icralar?n? dinlemekten zevk alm??lard?r. Algazi'yi sinagogda dinlemi? olan ?zmir do?umlu Abraham Altalef Mevlevîlerin Algazi'yi sinagoga dinlemeye geldiklerini ve onu heyecanla dinlediklerini anlatm??t?r (bkz. Seroussi, s. 33). David Behar da Galata dergâh?ndaki Mevlevîlerin yan? s?ra, Zekâizade Ahmet Efendi'nin, Muallim ?smail Hakk? Bey ile ö?rencilerinin ?zak Algazi'yi dinlemek üzere sinagoga gittiklerini, bu arada Münir Nurettin Selçuk'un Algazi'yi dinlemek için Istanbul'dan ?zmir'e gitti?ini ve ondan çok etkilendi?ini bu sat?rlar?n yazar?na anlatm??t?r. Nitekim Algazi'nin plaklar? dinlendi?inde, Münir Nurettin Selçuk'un ondan etkilendi?ini yans?tan icra üslubu özellikleri hissedilir. Haf?z Kâni Karaca'n?n da zaman zaman sinagoglara gidip maftirim heyetini dinledi?i bilinmektedir.
OSMANLI – YAHUD? MUSIK?S?NDE MAKAM KULLANIMI VE BESTEC?L?K
Onalt?nc? yüzy?l?n ikinci yar?s?ndan ba?layarak makam temeline dayand?r?lan Osmanl?-Yahudi mus?kisinin yaln?z dinî ve yar? dinî mus?ki türünde de?il, dind??? ve e?lence mus?kisi türlerinde de makam kullan?lm??t?r.
Osmanl? –Yahudi makam mus?kisinin ana merkezleri Istanbul, Edirne, ?zmir, Selanik ve Bursa'yd?. Ancak, bu musikinin etkileri ad? geçen merkezlere uzak ?ehirlerde de gözlenmi?tir. Örne?in, Osmanl? ülkesinin Bosna-Hersek, Makedonya, S?rbistan bölgelerinde ya?ayan Yahudilerin sinagoglar?nda yak?n zamanlara kadar makam mus?kisi icra edildi?i gözlenmi?tir (22). Bu mus?kinin Venedik, Livorno gibi daha da uzak ?ehirlerde kadar yay?lm?? oldu?unu gösteren ba?ka kaynaklar da vard?r. Bunlar?n birinde, 1628 y?l?nda Venedik'teki Safarad Yahudilerinin bir bayramda Türk mus?kisi ?ark?lar? söyleyerek e?lendikleri anlat?lmaktad?r (23).
Osmanl? – Yahudi mus?kisi makam kullan?m?nda küçümsenemeyecek bir çe?itlilik gösteriyor. Shirei Israel Be-Eretz Ha-Qedem adl? kitapta ad? geçen makamlar?n say?s? k?rkt?r.
David Behar'?n notaya ald???, sinagog mus?kisi da?ar?n? olu?turan eserlerin bestelendikleri makamlar?n say?s? da k?rk dolay?ndad?r. Her iki derlemede kullan?lan makamlar aras?nda, çargâh, araban, arazbar, arazbarbuselik, acem, ni?âbur, nühüft, tahir, buselik-a?iran, sazkâr, pençgâh gibi bugüne kadar Türk mus?kisinde pek az yahut az kullan?lm?? makamlar da bulunuyor.
Musevî mus?kiciler Türk mus?kisinin makam, usûl sistemi d???nda, beste ?ekilleri ile e?itim, ö?retim ve icra anlay???na temel olan "me?k" gelene?ini de benimsemi?lerdir (24)
Pe?rev, saz semaisi, taksim gibi saz eseri ?ekillerini güfteli esere dönü?türmü?lerdir sadece; bu de?i?ikli?in, t?pk? camide oldu?u gibi sinagogda da az mus?kisinin yasaklanm?? olmas?ndan kaynakland??? aç?kt?r (burada sundu?umuz sinagog ezgileri plak olarak yay?mland??? için, icraya saz?n e?lik etmesinde sak?nca görülmemi?tir).
Musevî yazarlarla çe?itli Yahudi kaynaklar?ndaki, bestecilerle ilgili bilgiler ve kay?tlar onyedinci yüzy?ldan ba?layarak Osmanl? Yahudilerinden birçok besteci yeti?ti?ini gösteriyor.
Bunlar aras?nda ?zak Fresko Romano (Tanburî ?zak, ö. 1814), Abraham Levi Hayat (M?s?rl? ?brahim, 1881-1933), ?zak Varon (1884-1962) gibi çok tan?nm??, eserleri bugün s?k s?k çal?n?p okunan; Aharon Hamon (Yahudi Harun, XVII – XVIII. yy.), Haham Mo?e Faro (Haham Musi, ö. 1776), Haham Avtalyon (Küçük Hoca, XVIII. yy.), Haham ?emoil Mandil (XIX. yy.), kemanî ?zak Barki (XIX. yy.), Avram Barzilay (XIX. yy.), Haham Nesim Sevilya (XIX. yy. – XX. yy.), Hayyim Alazraki (?apç? Hayim, ö. 1913), ?em Tov ?ikâr (Hoca Santo (Hoca Santo, 1840 – 1920), Salomon Algazi (ö. 1930) adlar? (baz?lar?n?n da eserleri) Türkçe kaynaklarda görülebilen bestecilerdir.
Avram Galanti, David Behar ve Seroussi'nin bahsettikleri, adlar? Encylopaedia Judaica'da da geçen ?u besteciler, san?yorum, günümüzde art?k ya hiç tan?nmayan ya da az tan?nm?? bestecilerdir: Haham Yom Tov Danon (Küçük Haham, XVII. yy'?n ikinci yar?s?), ?zak Amigo (XVIII. yy.), Haham Yehuda Benaroya (Yuda, ? - ? ), Edirneli Bohor (XIX yy.- XX. yy.), Moiz Kordova (XX. yy.). Benaroya ile Yom Tov Danon Türklerce adlar? an?lan mus?kiciler oldu?una göre, hiç olmazsa kendi günlerinde mus?ki çevrelerinde tan?nm?? sanatç?lard?.
Bu besteciler aras?nda ?zak Algazi'nin de ad? an?lmal?d?r. Avram Galanti y?llar önce kaydetti?i, Algazi'nin neveser kâr?, ?evkefza, mâye, sûzidil, bestenigâr fas?llar? ile Seroussi'nin güftesini buldu?u Türk hava kuvvetleri mar?? acaba ne olmu?tur? Seroussi nedense onun bestecilik yan?na de?inmemi?tir. Edwin Seroussi'nin Algazi'nin Uruguay'daki ailesiyle temas? vard?r. Bir gün bu eserleri gün ?????na ç?kar?p yay?mlamas?n? umal?m.
ALGAZ?'DEN KALANLAR
?zak Algazi'nin icra üslubu ve tekni?i ile öteki çal??malar?n? ?u kaynaklardan tan?yoruz: a??zdan a??za aktar?la aktar?la günümüzün hanendelerine ula?an, kendisine mal edilen parçalar; notaya al?nm?? eserler; 78 devirli plaklar.
?srail'de kendileriyle görü?ülen, ço?u ?zmir do?umlu olan baz? hanendeler Algazi'nin a?z?ndan, plaklar?ndan, radyolardan ö?rendikleri ?ark?lar ve ilahiler okumaktad?rlar (s. 37). Algazi'nin Uruguay'daki özel kitapl???nda bulunan el yazmas? nota derlemelerinde ?zmirli Yahudi bestecilerin eserleri vard?r (s. 37). Nota yaz?m? Rauf Yekta Bey'in yöntemine uygun bir yaz?m biçimidir. Algazi'nin bir de nota yay?n? vard?r. Notalar?n? yaz?p "Hüseynî Fasl?" ad?yla 1925'te Istanbul'da yay?mlad??? kitapç?kta ?u eserlerin notalar? yer al?yor: 1. Devr-i Kebir pe?rev: Avram Ariyas; 2. Muhammes Kâr: Avtalyon; 3. Hafif usûlünde "beste": Avram Ariyas; 4. Yürük Semai: Avtalyon, 5. Pe?rev Semai: Aharon Hamon'a (Yahudi Harun'a atfediliyor).
?srail'deki Yahudi Mus?kisi Enstitüsü'nün 1989'da Algazi'nin ta? plaklar?ndan 32'sinin temiz kopyalar?n? ç?kar?p iki kasete kaydetti?ini söylemi?tim. Sanatç?n?n bütün plaklar? gibi bunlar da 1923-1993 y?llar? aras?nda doldurulmu?tur. Plaklar?n ço?u Columbia, baz?lar? da Odeon, Pathé, Favorite ?irketlerince yay?mlanm??t?r. Birçok plakta sanatç?ya udî Yorgo Bacanos, ile Yahudi as?ll? kanunî ve udî Abraham Daniel'in e?lik ettikleri e?lik ettiklerini san?l?yor. Seroussi Mizimrat Qedem'de (s. 40) Algazi'ye e?lik eden udînin Aleko Bacanos oldu?unu yazmaktad?r. Oysa Aleko Bacanos kemençe çalard?, do?rusu udî Yorgo Bacanos'tur.
PLAKLARI
Yahudi Enstitüsü'nce kasetlere aktar?lan 32 plakta Algazi'nin okudu?u parçalar?n türleri ?öyledir: ?branice güfteli Musevî dinî tören mus?kisi; Yahudi ?spanyolcas? güfteli dinî ezgiler; Yahudi ?spanyolcas? ile halk ?ark?lar?; Siyon ?ark?s? (?imdi ?srail'in ulusal mar??).
Bu ilahi ve ?ark?lar?n büyük ço?unlu?u makam temeline dayal? ezgilerdir. Sanatç? bu ezgilerde, uygulad??? geçkiler de dikkate al?n?rsa, segâh, u??ak, hüseynî, sabâ, sûznâk, mahur, acema?iran, sazkâr, bestenigâr, bayatî, nihavend makamlar?n? kullanm??t?r. Birkaç ?ark? Türkiye Musevîlerince "alafranga" diye nitelendirilen ama asl?nda Safarad gelene?i d???ndaki sinagoglardan al?nm?? oldu?u san?lan parçalard?r. Kasetlerdeki bir ezgi (no. 11) yap?ca makam özelli?i göstermemekle birlikte, okuyu? üslubu ve tavr? bir makam ezgisini seslendiriyormu?ças?na gelenekseldir. Otuz iki parça aras?nda dördü Edirne maftiriminin da?ar?ndaki eserlerdendir, bunlardan biri olan, bu diskteki 14 numaral? ezgi ?zaq akroti?lidir.
David Behar elindeki sinagog mus?kisi da?ar?na bakarak eserin ?zak atl? besteciye ait, en az yüz elli y?ll?k bir ilahi oldu?unu söylemi?ti. Bu ilahinin ünlü Tanburî ?zak'ça bestelenmi? olmas? ihtimal d??? say?lmamal?. Ama bu eserle Dervi? Mustafa Efendi'nin çok tan?nm?? bayatî Mevlevî ayinin üçüncü selam?n?n üçüncü k?tas?ndaki, yürük semai usûlüyle bestelenen bölümdeki ezgiyle ("An sürhi kabaâyi ki çü mehpâr berâmed ... m?sra?yla ba?layan bölüm) gösterdi?i benzerlik çok dikkat çekicidir. Belki de Tanburî ?zak bu ezgiyi do?rudan do?ruya bayatî Mevlevî ayininden alm??t?r. David Behar bu benzerli?in fark?nda olmadan söz konusu sinagog ilahisinin 6 /4'lük de?il, ayinde oldu?u gibi 6/8lik yürük semai ölçüsüyle yaz?lmas? gerekti?ini fark etmi?, bunu bu sat?rlar?n yazar?na söylemi?ti.
Gerek Yahudi Enstitüsü'nce yay?mlanan kasetlerde, gerekse Wergo'nun yay?mlad??? diskte Algazi'nin okudu?u Türk mus?kisi eserlerinden hiçbirine yer verilmemi?ti. Bu bir eksikliktir. Algazi sadece Osmanl?-Yahudi mus?kisinin de?il, Osmanl?-Türk mus?kisinin de bir icrac?s?d?r. Biz burada sanatç?n?n plaklara okudu?u Türk mus?kisi parçalar?ndan bir bölümüne yer vermekle bu eksikli?i giderme amac?n? güttük.
Kasetlerdeki otuz iki ezginin, buradaki parçalar?n da önemli bir bölümü serbest ritimlidir. Bu durum, usûlsüzlü?ün, yani serbest ritmin Musevî mus?kisinde çok geni? bir yeri oldu?unu gösteriyor. Serbest ritmin yayg?nl??? do?açlamaya da yayg?nl?k kazand?rm??t?r. Nitekim, günümüzde bile maftirim "fas?l"lar? hanendelerden birinin sözlü taksimiyle ba?lamakta, kimi zaman sözlü "ara taksimleri" icra edilmekte, fasl?n tamamlanmas?ndan sonra gene do?açlama ezgiyle okunan ve her cümlesi cemaatin "amin" dile?ine ba?lanan dua da bir "son taksim" ile bitmektedir. Bu diskteki 21 numaral? parça da, dinî bir ezgi olmad??? halde, bir gazelle yahut "son taksim"le bitiyor.
Algazi'nin Türk mus?kisi plaklar?n?n gerçek say?s?n? ve içeri?ini bilemiyoruz. Cemal Ünlü'nün Git Zaman Gel Zaman (Pan Yay?nc?l?k, 2004) adl? kitab?ndaki plak katalogunda 24 Türk mus?kisi pla?? görülüyor, bu diskte Ünlü'nün verdi?i katalogda yer almayan üç icra (?evkefza ?ark?, ?evkefza gazel, acema?iran beste) ile bu say? 27'ye ç?kar. Yahudi Mus?kisi Enstitüsü'nün kasetlere aktard???, Istanbul'daki Musevî cemaatine seslenen plaklar?n say?s? 32'ydi; bu ezgilerin 25'i dinî, 6's? dind???, 1’i de Siyon ?ark?s?yd?. Bu karma??k tabloya bakarak, David Behar'a, "?zak Algazi üstadl???n? as?l sinagog mus?kisinde ortaya koymu?tur, as?l da?ar? da Musevî dinî tören mus?kisinin da?ar?d?r" diyebilir miyiz?" sorusunu yöneltmi?tim.
Ald???m cevap ?uydu:
"Hay?r, Algazi as?l Türk mus?kisinin bir üstad?d?r. Gerçi hiçbir zaman halk
önünde konser vermemi?tir, yahut ben hat?rlam?yorum, ama tan?nm?? kimseler,
mus?ki?inaslar, zenginler onu evlerine davet ederlerdi. Bu davetlere saz
arkada?lar?yla birlikte gider, fas?llar okurdu. Kendisine en çok udî M?s?rl?
?brahim e?lik ederdi. Fas?llarda hep ba?hanendeydi, ayr?ca def çalard? (ud
çalmas?n? da bilirdi). En çok ?ah akorduyla okurdu (25). Para kabul etmez,
sadece mus?ki zevki için okurdu. Türk mus?kisindeki bütün ustal???n? ve
repertuvar bilgisini kâr, murabba, semai gibi beste ?ekillerinden ?ark?, türkülere
kadar hemen hemen her türde eser okudu?u bu uçup gitmi? özel konserlerde
konu?turmu?tu."
Biz gene de David Behar'dan daha gerçekçi olal?m; Algazi'nin her iki mus?kide de ayn? derecede üstad oldu?unu söyleyelim. Osmanl? mus?kisinin geçmi?inde Algazi gibi hem kendi dinî çevresinde (kilisede, sinagogda), hem Türk mus?kisinde üstad olan mus?kiciler vard?r; Rum kilisesinde hanende oldu?u söylenen Zaharya; sinagogda hanende olan Tanburî ?zak (?zak Fresco Romano); Ermeni kilisesinde görevli besteci Hampartzum Limonciyan gibi... ?zak Algazi de bu eski gelene?i sürdürmü?tür.
Algazi'nin Türk mus?kisi icralar?n? zevkle dinleyenlerden biri de Istanbul T?p Fakültesi'nin eski ö?retim üyelerinden merhum Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazanc?gil'dir. Bu an?y? anlatan Alâeddin Yava?ça 1940'l? y?llar?n sonunda, ?bnülemin Mahmut Kemal ?nal'in Bayaz?t'ta Bak?rc?lar'daki kona??nda düzenlenen, Prof. Kazanc?gil'in de kat?ld??? mus?ki meclislerinden birinde Dede Efendi'nin "Nice bir a?k?nla feryâd edeyim" güfteli bayatî ?ark?s?n? okur. O geceden birkaç gün sonra Yava?ça'ya ?unlar? söyler Kazanc?gil:
"Bak sen o gece benim çok sevdi?im, Dede Efendi'nin bayatî ?ark?s?n?
okudun. Benim bir dostum vard?, tan?nm?? hanende ?sak Elgazi Efendi. O da bu
eseri güzel okurdu, ama sen de çok güzel okudun." (26)
Yava?ça bir süre sonra Prof. Kazanc?gil'in ba??nda bulundu?u, Istanbul T?p Fakültesi'nin kad?n-do?um klini?inde ihtisasa ba?layacakt?r. Yava?ça bu durumu y?llar sonra, "Ba?kalar?n?n uzaktan bakamad??? ihtisasa, ben Dede'nin bayatî ?ark?s? ile ula?m?? oldum," diye anlatacakt? (27).
Kemanî Sadi I??lay'?n David Behar'a, Niyazi Say?n'a ve daha ba?ka mus?kicilere anlatt??? ?u ilginç olay Algazi'nin da?ar bilgisi hakk?nda daha canl? bir fikir verecektir:
"?zmirli mus?kiseverlerden zengin bir i? adam? kemanî Sadi I??lay ile ud ve
kanun çalan iki arkada??n? daha evine davet eder. Davet günü ev sahibi,
I??lay'a, 'Size birini tan?taca??m,' diyerek Algazi’yi I??lay ve iki saz arkada??yla
tan??t?r?r. Algazi kolay bir makam olsun diye hicaz fasl?n? teklif eder. Hicaz
fasl?n?n herkesce bilinen bir pe?revinden sonra Algazi birinci besteye ba?lar.
Sazlar bu eseri duymam??lard?r bile, bu yüzden e?lik görevlerini yerine
getiremezler, na?meleri takip edebildikleri kadar?yla sazlar?n? t?ng?rdatmaktan
ba?ka bir ?ey ellerinden gelmez. ?kinci bestede gene ayn? durum tekrarlan?r;
sazlar semaiyi biliyorlard?r, ancak s?ra ?ark?lara gelince hanendeye
kat?labilirler... Daha sonra, bir ?ark? aras?na Algazi bir gazel s?k??t?r?r, ama
unutkanl?kla, 'la' (dügâh) perdesinde karar edecekken, 'si bemol'de kal?r. Sadi
I??lay o anda 'eyvah' diyerek Algazi'nin kula??na e?ilip durumu hat?rlat?r.
Bunun üzerine Algazi yeni bir 'si bemol' perdesi ç?kararak 'la' perdesinde
karar eder!... Fasl?n sona ermesinden sonra Sadi I??lay, Algazi'ye 'Sen büyük
hocas?n, bizler çalg?c?lar?z!' der."
Bu an?n?n ilk bölümü sanatç?n?n Türk mus?kisinde geni? bir da?ar? oldu?una, ikinci bölüme de ses ve perde hâkimiyetine i?aret etmesi bak?m?ndan anlaml?d?r. Bu hikâye bize ?unu da dü?ündürmüyor de?il: burada yay?mlad???m?z plaklar aras?nda çok güzel, çok ustaca icralar varsa da, bunlar bile onun bilgisini ve sanat seviyesini tam olarak yans?tm?yor...
NOTLAR
(1) Avram Galanti, Türkler ve Yahudiler, ilaveli ikinci bask?, Tan Matbaas?, Istanbul, 1947,
s. 128.
(2) Galanti, Türk Hars? ve Türk Yahudisi, Fakülteler Matbaas?, Istanbul, 1953, s. 45-46.
(3) Edwin Seroussi, Mizimrat Qedem – The Life Music of R. Issaac Algazi from Turkey. Bu kitab? almak isteyenler ?u adrese ba?vurabilirler: Renanot, Institute for Jewish Music, 58 King George St. Q. O. B. 7167, Jerusalam 91071, Israel. Bu yaz?da Seroussi'den aktar?lan bilgiler yazar?n bu kitab?ndand?r.
(4) Galanti, Türkler ve Yahudiler, s. 128.
(5) anan Seroussi, ayn? yerde, s. 17. Metnin asl? El Novelista gazetesindedir ( 16 / 3, 10 Ocak 1905, s. 18). Metnin asl? Yahudi ?spanyolcas?d?r.
(6) 27 Ekim 1990 günü David Behar'dan ald???m sözlü bilgi.
(7) anan Seroussi, s. 27'den ?zak Algazi El Judaísmo Religión de Amor, Buenos Aires: Editorial Judaica, s. 478.
(8) Türkler ve Yahudiler, s. 124.
(9) Evliya Çelebi Seyahatnamesi, ikinci kitap, sadele?tiren Zuhuri Dan??man, Zuhuri Dan??man Yay?nevi, Istanbul, 1969, s. 317.
(10) Evliya Çelebi, ayn? yerde, 307.
(11) Evliya Çelebi, s. 317.
(12) Evliya Çelebi, s. 307- 308.
(13) Bkz. Dimitri Kantemir (Kantemiro?lu), Osmanl? ?mparatorlu?unun Yükseli? ve Çökü? Tarihi, III. cilt, çeviren Özdemir Çobano?lu, Kültür Bakanl??? Yay?nlar?, Ankara, 1979, s. 242.
(14) Burada çok aç?k bir yanl??l?k vard?r. Kelimenin asl?, bir saz olan "çeng" de?il, içinde çe?itli ?airlerin ?iirleri bulunan ?iir derlemesi anlam?na gelen "cönk" kelimesidir. Anla??lan, sinagoglarda okunan ilahilerin güftelerini içeren defterlere de "cönk" deniyordu.
(15) Encylopaedia-Judaica, II. cilt, Keter Publishing House Ltd. Kudüs, 1972, sütun 311.
Edirne'nin bir mus?ki merkezi olarak önemini ikinci dünya sava?? sonlar?na kadar koruyabildi?i tahmin edilebilir. Gene ayn? ansiklopediye göre, 1948'de Edirne'de 2750 Musevî ya??yorken, bu say? 1965'e kadar 400' dü?mü?tür. 1948'de Edirne'de hâlâ çok iyi örgütlenmi? bir durumda bulunan bir Musevî cemaati vard?. Sava?tan sonra ba?layan iktisadî bunal?mdan Edirne çok zarar gördü. Cemaat yava? yava? ?stanbul’a, ?srail'e ve ba?ka ülkelere göç etmeye ba?lad?. 1969'a kadar cemaate ba?l? bütün kurulu?lar kapanm??, sadece bir sinagog ibadete aç?k tutulabilecek hale gelmi?ti (bkz. sütun 311).
(16) Çank?r?l? Hac? ?eyh O?lu Ahmet Kemal, Görüp ??ittiklerim, IV. Cilt, Çank?r? Matbaas?, Çank?r?, 1934, s. 73.


