Batı Müziği Tarihinde Requiem
Bat? Müzi?i Tarihinde Requiem - 10.12.2007
?lke BORAN
?lk olarak 1570 y?l?nda Avrupa’da kullan?lan ve Latince ritualis ’ten gelen “ritüel” kelimesinin kökü ritus ve rite kelimelerine dayan?r. Ritus “al??kanl?k”, rite ise “do?ru” ve “al???lm?? ?ekilde” biçiminde Türkçeye çevrilebilir.
?nsanlar?n bir dü?ünceyi vücuda getirirken birtak?m kurallar uygulad???n? görüyoruz. Geni? kapsamda bak?ld???nda, günlük hayat?m?zda birçok hareketimizin de bir tür ritüel içerdi?i görülür? yemek davetine gitmenin, operaya gitmenin, bir toplant?ya kat?lman?n içerisinde ritüel ad?mlar vard?r? birinde böyle giyinir, birinde ?öyle konu?ursunuz, yemek yerken çatal? b?ça?? ?öyle kullan?rs?n?z ve asl?nda bütün bunlar ritüel dü?üncesinin içerisinden ç?kar. Günlük hayat?n içerisindeki en basit örneklerden biri olarak “merhaba” demek, hal hat?r sormak bile bir tür ritüel ?eklinde kar??m?za ç?kar? fakat daha spesifik bir bak??la, ritüelin insanl???n en ba??ndan itibaren dini olgularla çok ba?lant?l? bir ?ekilde uyguland???n? görüyoruz, ki asl?nda din, özünde ritüeller üzerine kuruludur. Bu ritüeller içerisinde de evlenme ve ölüm törenleri insan için en önemlileridir. Bu ba?lamda “bir ritüelin müziklendirilmesi” dedi?imiz zaman ise, belki de evlenme törenlerinden çok ölüm ayinlerinin müziklendirilmesi akla gelir.
Müzik tarihine bakt???m?z zaman, çok say?da bestecinin requiem’le çok yak?n ili?ki kurdu?unu görürüz. Requiem metni besteciler için tarih boyunca Rönesans’tan itibaren çok ilgi çekici bir malzeme olmu?tur. E?er Bat? kültüründen, Bat? dilinden söz ediyorsak, requiem uygulamas? H?ristiyan dininin ba?lang?c?ndan itibaren varl?k gösterir. Rönesans döneminde çoksesli müzik geli?meye ba?lad??? zaman, requiem de bu izi takip eder ve asl?nda bir dua olan requiem ayini besteciler taraf?ndan çok seslendirilerek müziklendirilir.
Bat? kültüründe iki çe?it ayin vard?r. Bunlardan biri Özel Günler Ayini’dir. Paskalya, Noel gibi yortu günlerinde, özel günlerde uygulanan ayin introitus ’la ba?lar, hallelujah, sequence, oferetorium bölümlerinin s?raland??? bir rütüelle sürer. Ke?i?lerin veya rahiplerin her gün uygulad?klar? di?er ayin türü Ola?an Günler Ayini’dir ve kyrie, graduale, credo, sanctus, agnus dei olmak üzere be? bölümü vard?r. Bu iki ayin biçimi içinde requiem, asl?nda özel günler ayinine ait bir dua biçimidir? fakat requiem ayini içerisinde ola?an günler ayinlerinin bölümlerine de rastl?yoruz. Introitius bölümü ile ba?lar? kyrie’yi ola?an günler ayininden, graduale’yi özel günler ayininden al?r? hallelujah yoktur, çünkü hallelujah Tanr?’y? yüceltme ve Tanr?’ya ?ükretme bölümüdür, ölüler ayininde kullan?lmaz. Her ikisinde de olmayan tractus diye bir bölüm vard?r. Sanctus bölümünde ise Mozart’?n Requiem’inden çok a?ina oldu?umuz dies irae, tuba mirum gibi bölümler yer al?r. Dies irae ve sayd???m?z di?er bölümler özel günler ayininde yoktur, sanctus’ta ba?ka dualar sunulur.
Requiem ayini sanctus, agnus dei ve comunion ile sona erer. Sanctus ve agnus dei ola?an günler, comunion da özel günler ayininden gelir? yani asl?nda özünde özel gün ayini olmas?na kar??n, requiem her iki ayinden bölümleri birbirine kat??t?r?p, her ikisinin de bölümlerinden al?p özel, kendine özgü bir ayin biçimi, ritüel biçimi yaratm??t?r. Metni, di?er bütün ayinlerden farkl? bir metindir? çünkü ölüm ve mah?er gününü, ölülerin dirilip Tanr?’n?n kar??s?nda hesap vermeleri üzerine kurulu bir metindir bu. Metnin dies irae gibi bölümlerinde çok dramatik, teatral bir etki görülür: “…Ki o gün ölüler mezarlar?ndan kalkacaklar.” Daha sonra “Dünyan?n dört yan?ndan borular duyulacak” gibi zengin teatral unsurlar? vard?r ve bu özellik bestecileri özellikle 19. yüzy?lda etkilemi? bir resimdir. Belki bu yüzden requiem’in çok say?da besteci taraf?ndan bestelenmesi konusuna bir aç?klama getirilebilir? hemen hemen her besteci bir tane requiem bestelemi?tir. Rönesans dönemi, en kalabal?k grubu olu?turmaktad?r. Teatral yönünden dolay? requiem’in en çok duygusal olarak romantik bestecileri etkilemi? oldu?unu söyleyebiliriz. 20. yüzy?lda bir art?? görülür ki bu çok enteresand?r. 1940’lardan, ?kinci Dünya Sava??’ndan sonra tamamen yenilikçi bir müzik anlay??? içerisinde requiem metninin bu kadar a??rl?k kazanm?? olmas? da ilgi çekicidir. Burada üzerinde durmam?z gereken mesele, Rönesans döneminin bütün bestecilerinden çok az?n?n requiem’inin günümüze ula?m?? olmas?d?r? ancak üç dört örnek sayabiliriz. Di?er bestecilerin requiem bestelemi? oldu?unu ise ancak kiliselerin yaz?l? kay?tlar?ndan anlayabiliyoruz.
Bugün elimizde bulunan, yani günümüze ula?m?? en erken bestelenmi? requiem örneklerinden biri, Rönesans dönemi bestecilerinden Johannes Ockeghem’e aittir. Do?um tarihi tam belli olmamakla birlikte 1400’lerin ba??nda do?mu? ve 1497’de ölen Ockeghem, tam Rönesans’?n ba?lang?c?nda yer alan bir bestecidir. Ondan önce de requiem’ler bestelenmi? olmakla birlikte, günümüze kalan en erken örnek Yohannes Ockeghem’inkidir. Bu requiem’in ikinci bölümünden al?nm?? Gregoryen ezgisinin üst partide kullan?ld???n? görebiliriz. Ockeghem’in ve Rönesans bestecilerinin müzik dili a?a?? yukar? hep ayn?d?r. Bu tür bir polifoniyi duydu?umuz zaman hemen eserin Rönesans dönemine ait oldu?unu tan?mlayabiliriz. A?a?? yukar? ayn? müzik diliyle yaz?lm?? bir di?er requiem’in bestecisi Tomás Luis de Victoria, 1550-1611 y?llar? aras?nda ya?am?? ve requiem’ini ölümünden a?a?? yukar? alt? y?l önce, 1605 y?llar?nda bestelemi?tir. Burada çok sesli dokunun çok daha orijinal bir hale geldi?ini görüyoruz. Çok seslendirilmesine kar??n, özellikle Tomás Luis de Victoria’n?n requiem’inde, ortaça?dan gelen Gregoryen gelene?inin hâlâ devam etti?ini görürüz. Müzi?in ba?lang?c?nda, tek sesli bir Gregoryen ezgisi duyulur, ard?ndan devam? polifonik olarak gelir. Eserin dies irae bölümünde (“…ki o gün bütün insanlar yarg?lanacak” diye ba?layan, en dramatik bölümlerden biridir) tamam?yla Gregoryen ezgisi olarak, tek sesli kullan?lm??t?r. Bu ezginin daha sonraki dönemlerde kullan?lan en me?hur örneklerinden biri, Berlioz’un Fantastik Senfoni’sinde yer al?r. 19. yüzy?l bestecisi olan Hector Berlioz, Fantastik Senfoni’sinin son bölümünde ?eytan?n cad?larla toplant? yapt??? sabah gezisini anlat?r? asl?nda bu da bir tür ritüel, ?eytani bir ritüel olarak kar??m?za ç?kar. Ritüel sahnesinin bir noktas?nda çanlarla birlikte bu dies irae ezgisi gelir, çünkü dies irae ?eytani olmasa da deh?et gününü anlatan bir ezgidir. Bu ba?lamda Berlioz, kendi hikâyesiyle dies irae temas? aras?nda böyle bir ba?lant? kurar.
Mozart’?n Requiem’i, belki en çok dinlenen ve icra edilen requiem’lerden biridir. Pek çok aç?dan önemli bir eser olan Requiem’in ilk s?ralanan özelliklerinden biri, bestecinin son eseri olmas?d?r. Bir yandan da, özellikle dies irae bölümünde, ilk kez operatik ö?enin ortaya ç?kar?ld??? lirik bir özellik görürüz ki bu zaten Mozart’tan itibaren teatralli?i ve deh?et temas? nedeniyle bütün bestecilerin ilgisini çok fazla çekmi? olan bir bölümdür. Mozart’?n Requiem’inde dies irae bölümünde ate?in müzi?e yans?mas? ilgi çekicidir.
19. yüzy?la gelindi?inde requiem’lerdeki dies irae bölümü çok daha ?a?al? bir biçimde ele al?n?r ve Mozart’la birlikte, besteciler requiem metnini art?k bir ritüel metni olarak görmekten ç?k?p, neredeyse teatral bir malzeme olarak ele al?rlar, ritüel ba?lam?n? bir kenara b?rak?p, metinden ne kadar malzeme ç?kar?labilece?i üzerine yo?unla??rlar. Bunlar?n en ilginç örneklerinden biri Hector Berlioz’dur. Berlioz’un Requiem’i, her ne kadar Mozart’?nki kadar olmasa da özellikle dies irae ve tuba mirum bölümleriyle muazzam bir eser olarak kar??m?za ç?kar. Eserin özelliklerinden biri, icras? için toplanm?? koro ve orkestran?n o dönemin standartlar?na göre çok kalabal?k olmas?d?r? Berlioz örne?in 18 kontrbas ister? birinci kemanlar 20, ikinci kemanlar 20, 40, 80 gibi devam eder ve bu, bugünün ko?ullar?nda bile çok büyük paralar isteyen bir orkestra düzenidir. Keza koro da öyledir. Toplam say? 250 ki?iyi bulur. Bütün bu kalabal?k ve ihti?am?n alt?nda yatan, Berlioz’un o metnin mümkün oldu?u kadar duygusal olarak, zihinsel olarak yans?t?lmas?n? amaçlamas?d?r. Normalde standard? dört olmas?na ra?men, Berlioz eserinin 12 timpani ile çal?nmas?n? istemi?, normal orkestran?n yan? s?ra dört adet bak?r üfleme grubunu ekstradan yerle?tirmi? ve bu gruplar?n sahnenin dört kö?esine özel olarak konu?land?r?lmas?n? talep etmi?tir. Bunun da nedeni, “Dünyan?n dört bir yan?ndan borular duyulacak ve o borularla birlikte ölüler mezarlar?ndan ç?kacak” sözleriyle ba?layan tuba mirum bölümüdür. Dies irae’nin çok sakin ba?lay?p dört yandan duyulan borularla birlikte Tuba Mirum’da as?l patlaman?n gerçekle?mesi bir tür kontrast yarat?r. Tabii süreler de önemlidir? 19. yüzy?l bestecisi 34 dakika ile tatmin olmaz. Berlioz’un dies irae’si 13 dakika, Tuba Mirum da 15 dakika kadard?r, yani sadece bu iki bölüm kendi ba??na yar?m saat kadar tutar.
Berlioz, Requiem’ini 1837 y?l?nda besteler. 1830 y?l?nda küçük çapl? bir devrim ya?anm?? ve eser, o devrimde ölenlerin an?s?na Frans?z hükümeti taraf?ndan Berlioz’a sipari? edilmi?tir. Zaten tarihteki pek çok requiem’in bir yaz?l?? amac? oldu?unu görüyoruz. Verdi’nin Requiem’i de ilginç örneklerinden biridir. Giuseppe Verdi asl?nda opera bestecisidir. Bugün opera deyince akl?m?za Verdi gelir. Ne var ki Verdi’nin besteledi?i requiem’in de Berlioz’unkinden a?a?? kal?r yan? yoktur. Verdi bir opera bestecisi oldu?u için, bestecinin requiem’i de çok operatik bir eser olarak kar??m?za ç?kar? müzik dili olarak neredeyse aryalarla bezenmi?tir, ama dies irae yine çok ilginç bir müzik bölümü olarak görülür. Eser birçok yönden Berlioz’un requiem’i ile benzerlikler ta??r? örne?in tuba mirum’da Berlioz’a çok benzer bak?r çalg?lar kullan?lm??t?r, motifler de çok benzer, ama dies irae bölümünde t?pk? Mozart gibi ve Berlioz’un tuba mirum’da yapt??? gibi deh?et an? çok ate?li bir biçimde verilir. Verdi, Requiem’i yak?n arkada?? Alessandro Manzoni’nin ölümü üzerine 1873 y?l?nda yazar. Asl?nda 1868 y?l?nda, ba?ka bir nedenle, Manzoni ile ba?lant?l? olmadan bir bölümünü yazm??t?r. Ancak sonra 1873’te Manzoni ölünce eseri tamamlamaya giri?ir ve eser 1873 y?l?nda bestelenmi? olur.
Mozart’tan sonraki dönemde özellikle mah?er günü ve yarg?lanma günü üzerine yo?unla?an requiem örnekleri görülür, fakat bütün requiem’ler böyle de?ildir. Kontrastlar yaratan requiem’ler de bestelenmi?tir. Bunlar?n en çarp?c? örneklerinden biri, Frans?z besteci Gabriel Fauré’nin Requiem’idir.
1845-1924 y?llar? aras?nda ya?ayan besteci 19. yüzy?l?n sonu ile 20. yüzy?l?n ilk çeyre?i aras?nda köprü olu?turur, fakat müzi?ine bakt???m?zda çok empresyonist bir yakla??m içerisinde oldu?unu görürüz. Fauré’nin Requiem’inin en önemli özelliklerinden biri, deh?et içeren bölümlerin hepsini atm?? olmas?, hiçbirini kullanmamas?, tam tersine ne kadar sakin bölüm varsa, bunlar? eserine alm?? olmas?d?r. Ölümün asl?nda deh?et verici bir ?ey de?il, tam tersine huzur veren bir olgu oldu?unu belirtir ve o bölümleri koymas?n? bu nedenle aç?klar. Ayr?ca Fauré’nin Requiem’inin özel bir yaz?l?? nedeni yoktur. Eseri tamamen kendi bestecilik zevki için besteledi?ini söyler.
Genel olarak requiem’lerden farkl?l?klar içeren örneklerden biri, Johannes Brahms’?n Requiem’idir. Brahms, Alman ve ayn? zamanda Protestan bir bestecidir. Requiem’i de Almanrequiem’i, (Ein Deutsches Requiem) olarak geçer. Bunun nedeni de as?l metni, Katolik kilisesinde yer alan Requiem’in metninden de?il, Martin Luther’in 1500’lerin ortalar?nda Almancaya çevirmi? oldu?u Protestan metninden alm?? olmas?d?r ve bu ba?lamda Brahms’?n Requiem’i çok farkl? bir yere sahiptir. Eser, sayd???m?z bölümleri içermez? tamamen Martin Luther’in ?ncil’inden al?nm?? Almanca metinler vard?r ve birçok ki?i taraf?ndan hümanist requiem olarak da adland?r?l?r. Besteci eseri 1865 y?l?nda annesinin ölümü üzerine besteler ve Deutsches Requiem ibaresini de ilk kez 1865 y?l?nda Clara Schumann’a yazd??? bir mektupta kullan?r. Müzikal olarak da çok daha farkl? bir bak?? aç?s? görüyoruz. Brahms’?n Requiem’inde, bir ku?ak sonra kar??m?za ç?kacak olan Gustav Mahler’in senfonilerine benzer bir birliktelik öngörülür. Burada dikkat çeken bir nokta, bir ayinden çok bir cenaze mar??n? and?ran müzik dilinin ve dolay?s?yla bir ayin ritüelinden ç?k?p ba?ka bir ritüel olan cenaze mar?? anlay???na kayman?n söz konusu olmas?d?r.
20. yüzy?lda “farkl? requiem” deyince kar??m?za Benjamin Britten ç?kar. Britten’in War Requiem’ i, di?er requiem’lerden farkl?l??? aç?s?ndan Brahms’?n kategorisine girer. 1913-1976 y?llar? aras?nda ya?ayan Britten, 20. yüzy?l?n en önemli bestecileri aras?nda geçer. Sanatç?n?n bu eseri, ?ngiltere’de 1962’de Coventry Katedrali’nin yeniden kutsanmas? için özel olarak sipari? edilmi?tir. Coventry Katedrali, II. Dünya Sava??’nda Alman bombard?man? s?ras?nda epey hasar görmü?tür. Günümüzdeki hali, kulesi ayakta olmas?na ra?men bir aç?k alan ?eklindedir. Yap? 1962’de yeniden kutsanarak halka aç?l?r ve bu kutsanma töreni için Britten’den bu Requiem talep edilir. Eserin isminin War Requiem olmas?n?n nedeni budur. Britten, Katolik kilisesinin bildi?imiz, kyrie, gloria gibi bölümlerini almas?n?n yan? s?ra, araya Birinci Dünya Sava??’nda ölmü? olan Wilfred Owen isimli bir piyade askerinin yazm?? oldu?u ?iirleri ekler. Bu asker, I. Dünya Sava??’n?n bitmesine bir hafta kala bir kur?unun isabet etmesiyle ölmü?, ?iirleri daha sonra ke?fedilmi?tir. Bu ba?lamda hem karma, hem de çok farkl? bir requiem ortaya ç?km??t?r. Bu iki bölüm aras?ndaki müzikal dil fark? bariz olarak görülür. Latince bölümde her ne kadar müzikal olarak dini müzik dili hâkim olsa da, ?ngilizce ?iir üzerine yaz?lm?? olan müzik de bir o kadar 20. yüzy?l?n etkilerini ta??r. Tabii bu, belki Britten’in birinde litürjik bir metnin, di?erinde seküler bir metnin kullan?lmas?n?n fark?n? göstermek istedi?i ?eklinde yorumlanabilir, ama her iki bölümün birbirinden çok farkl? iki müzikal dile sahip oldu?unu göz ard? etmek mümkün de?ildir.
20. yüzy?lda yine farkl? bir requiem örne?i üretmi? bestecilerden György Ligeti, 1923 y?l?nda do?mu? ve 2006 y?l?nda ölmü?tür ve 20. yüzy?lda Polonya ekolünün ard?ndan çok önemli bir ak?m ba?latm?? olan bestecilerden biridir. 1960’l? y?llarda özellikle büyük orkestra için besteledi?i eserlerde mikrotonalite, yani tonal örgütlenme, seslerin mikro ölçekteki yap?lanmas? üzerine yo?unla?m?? ve bu anlay??ta çok önemli eserler vermi?tir. Athmosphères böyle bir örnek te?kil eder. Ligeti’nin Requiem’i orta ya?lar?na denk gelir. Koro ve orkestran?n kütlesel olarak ve mikrotonal olarak ses bulutlar? olu?turmas? dü?üncesi üzerine kurulu bir eserdir ve tabii müzik esteti?i olarak, ?u ana kadar bahsedilen requiem’lerden çok farkl? bir dilde kar??m?za ç?kar. Belki de bir anlamda requiem’in, bu ölüler için düzenlenen ayin ritüelinin, daha do?rusu ölümün karanl?k yüzünün belki de en güzel, en gerçekçi ifadelerinden biridir. Akustik gereçlerle neredeyse hayal edilemeyecek t?n?lar yaratma üzerinde, bütün partilerin iç içe girdi?i ve tam olarak neyin ne zaman girip ç?kt??? belli olmayan bir ses bulutu olu?turmak üzerine kuruludur ve Ligeti bu eseriyle 1960’lara damgas?n? vurmu? bir bestecidir.
Son Güncelleme (Perşembe, 26 Haziran 2008 22:03)


