DAVULCULAR
Davulcuları sevmemek olanaksızdır. Kocaman davulların arkasında oturan bu adamlar gözlerden uzak olsa da gönüllerimize yakındır. Çünkü davul hangi müzik türü olursa olsun ritmin can damarıdır. Çoğu zaman solistler ya da gitar ustaları ya da klavye üstadları kadar tanınmazlar oysa. İşte bu derlememizde pop ve rock tarihinin en önemli davulcularından 30'unu sizlere tanıtıp, bunların 10'undan da uzunca bahsettik.
Davul dendiğinde akla gelen en önemli isimler henüz teknolojinin müzikle buluşmadığı 60 ve 70'lerden. Bu dönemlerde müziğin geleneksel şekilde icra edildiğini, şarkı yazarlığının öncelik olduğunu ve birçok grubun binbir çeşit deneyselliğe açık olduğunu düşünürsek bu son derece doğal bir genelleme. 80'ler ise bilgisayar ve synthesizer'ın müzikle haşır neşir olmaya başladığı ama hem müzikalitenin, hem de müzisyenliğin düşüşe geçtiği dönemler. Ucuz davul makinelerinin ve mekanik sound'ların hakim olduğu bu döneme damgasını vuran davulcu sayısı çok fazla değil maalesef. 90'lar ve ötesinde ise hem teknolojinin kullanılmasının artık öğrenilmesi ve müzikte çeşitlemelerin yeniden geri dönmesiyle beraber iyi davulcular yine ortaya çıkmaya başladı. Pop, rock, punk, metal, R & B, hip hop gruplarında, eski günlerdeki gibi akıllara durgunluk verecek davulculara sıkça rastlar olduk. Kısaca, arada geçen bulutlu bir dönemi saymazsak hem davul, hem de davulcular dinlediğimiz müziklerin her zaman mihenk taşlarından biri oldular. Lafı fazla uzatmadan yazımıza ve listemize girelim artık.
BILL BRUFORD
Yes, King Crimson, Bill Bruford's Earthworks
Eğer burada yazdığımız davulcular içinde tamamen subjektif bir liste yapacak olsam, kesinlikle ilk üç sıramda yer olacak büyük insan. Bruford'un güçlü, dinamik, bir o kadar da ince ve dokunaklı vuruşları 70'lerin progressive/art rock'ının davuldaki en özgün sesleri. Caz kökenli stiliyle poliritmik ve melodik vuruşları aynı anda ustaca yakalayıvermesi ve elektronik davulun sınırlarını zorlayarak birçok insanın "ucuz" olarak gördüğü bu enstrumana saygınlık kazandırması Bruford'un rock müziğe damgasını vuran katkılarından. Aksak ritimlerle yapamayacağı hiçbir numara bulunmamaktadır. Yes'in klasik albümleri "Close To The Edge", "Fragile" ile King Crimson'un "Red" ve "Discipline"i Bruford'un inanılmaz davullarıyla tanışmak için ideal başlangıçlar. Hala Earthworks ile birbirinden güzel caz cd'leri kaydetmekle meşgül.
JOHN "BONZO" BONHAM
Led Zeppelin
Stilinin düzlüğü ve dinleyiciyi şaşırtabilme yeteneğinin sınırlı olması yüzünden birçok müzik eleştirmeninin gözünde asla bir Keith Moon ya da Ginger Baker saygınlığına ulaşamamış gözükse de, milyonlarca hard rock dinleyicisinin ve bu satırların yazarı için davula "Bonzo" gibi hükmeden isim fazla yok. Kullandığı inanılmaz uzun ve ağır bagetleri ve sert vuruşlarının Led Zeppelin müziğine kattığı güce tanık olmak için 'Immigrant Song', 'When The Levee Breaks', 'The Ocean' gibi Led Zep klasiklerine bir kulak vermek yeterli. Üstelik 'Moby Dick', 'Pat's Delight' gibi şarkıların özellikle konser performanslarında yarım saate kadar uzanan sololarıyla da dinleyicilerin nefeslerini kesmesiyle ünlüdür. Bagetlerin yetmediği noktalarda çıplak ellerini de kullanmıştır zaman zaman. Şarkı yazarlığı Page-Plant-Jones üçlüsü kadar bilinmese de 'Kashmir'in gitar riflerini yazan adamdır kendisi. Henüz 33 yaşındayken alkol yüzünden hayata veda etmiştir.
PHIL COLLINS
Genesis, Brand X
Phil Collins'in bugün içine düştüğü duruma üzülmemek olanaksız. Kariyerinin son 15-20 yılında banal aşk şarkılarının tuzağına düştüğünden beri Collins'in aslında ne kadar büyük bir müzisyen olduğu da unutulup gidiverdi. Oysa kendisi –nota okumayı ve yazmayı bilmemesine rağmen- hem önemli bir şarkı yazarı, hem de müzik tarihinin en orijinal sound'a sahip, en yetenekli davulcularından birisi. Bilinmeyen sebeplerden ötürü en iyi yaptığı işi bir kenara bırakıp drum makinelerini dost edinmiştir kendine. '70'lerin Genesis'indeki (bkz. "Supper's Ready", "Watchers of The Sky"

ve ilk solo albümlerindeki (bkz. "In The Air Tonight"

performanslarına bakmak onun davuldaki zamanlama ve ritim duygusuna ve yaratıcılığını görmeye yeter. Adeta davul çalmak için doğmuş olan bu ustanın ruhunu şeytana neden sattığını anlamak hala güç.
NEIL PEART
Rush
Rock'un en popüler grubunun Rush olduğunu iddia etmek güç, fakat Neil Peart yıllardır modern davulun açık ara en popüler müzisyeni. Modern Drummer başta olmak üzere, aldığı ödüllerin sayısını tahmin etmek bile son derece güç. Bugün enstrumanlarına ilk kez oturan birçok genç davulcunun örnek aldığı ilk isim. Rush'ın aynı zamanda şarkı sözlerinden sorumlu olan Neil Peart'in bu kadar büyük yapan tek şey ellerinin kameralar tarafından bile yakalanamayan çabukluğu ya da davul çalmayı seyredenlere çocuk oyuncağı gibi gösterebilmeyi başarması değil. Peart'ı bir davul efsanesi yapan asıl özellikleri davul tekniğinin sınır tanımaması, sadece davul solosuyla insanın aklını başından alan "şarkılar" yazabilmesi ve stilinin rock, metal, Latin, caz, Afrika ritimlerine kadar açılan yelpazesi. Öyle ki 40'ından sonra kendisini hala geliştirmek için davul derslerine gitmişliği vardır. Rush'ın geçen sene yayınladığı Rio konser DVD'sindeki "O Baterista", Bonzo'nun Led Zeppelin DVD'sindeki "Moby Dick" performansıyla beraber hayatımda gördüğüm en büyük iki rock davul performanslarından. Birkaç yıl önce kısa aralıklarla karısı ve kızını kaybetmiş olsa da bu trajenin üstesinden gelmeyi başarmıştır.
KEITH MOON
The Who
Yirminci yüzyılın gördüğü en çılgın, en sürprizlerle dolu, en içgüdüsel, en orijinal davulcusuydu belki de Keith Moon. Bonzo gibi o da hayata, The Who ile zirvedeyken, henüz 32 yaşında uyuşturucudan veda etmiştir. Yine de Moon'un son 40 yıl içinde ilham vermediği bir rock davulcusu yoktur. Bu listede de yer alan Ginger Baker, Mitch Mitchell, John Bonham gibi eski topraklar da, kuşaklar sonrasının punk ve metalcileri de Moon'un hem tekniği, hem de anarşik, kontrol dışı tavırlarını kendisine örnek almışlardır. Partileri, alkolü, taşkınlığı, konserlerden sonra davulunu yakıp yıkmayı severdi "Moon The Loon". Pete Townsend grubun beyni, Roger Daltrey sesi, John Entwistle ile Keith Moon da "ruhu" olarak bilinirlerdi. "Tommy" ve "Who's Next" her evde bulunmalı!
MITCH MITCHELL
Jimi Hendrix Experience
Müziksever, hatta müzik yazarı dostlarımla sohbet ederken beni hayrete uğratan şeylerden biridir Mitch Mitchell'in adının bilinmemesi. Fakat "Hani Jimi Hendrix'in davulcusu var ya işte?" diye konunun üzerine gidildiğinde de "Aaa tabi tabi, abi korkunç adamdır o valla" tepkileri de alınmadan olmaz. Keith Moon'un suratı ve çılgınlığıyla da, Ginger Baker'in sertliği ve karmaşıklığıyla da aynı anda rekabete girebilecek bir davulcudur kendisi. Peki onlardan farkı neydi? İkisinde de olmayan funky'lik! Hendrix'in arkasında bir Mitch Mitchell oturmasaydı bir 'Fire', bir 'Crosstown Traffic', bir 'Purple Haze' bizi böylesine sarsabilir miydi bilinmez.
NICK MASON
Pink Floyd
Spor arabalara olan düşkünlüğüyle ve kendisine ters düşen notaları çalamamasıyla ünlü davulcumuz. Yine de Pink Floyd'un nasıl David Gilmour gibi süratten ve teknikten çok ruhuyla yıldızlaşan bir gitaristi vardıysa, yine Nick Mason gibi süratten ve teknikten çok ruhuyla yıldızlaşan bir davulcusu vardı. Nick Mason asla bir davul kahramanı olmadı belki, ama kendisinin her tarzı ustaca harmanlayabilen çeşitliliği Pink Floyd müziğinin devamlı kendini yenileyebilmesinin en önemli sebeplerinden biriydi. 'Set The Controls...'daki hipnotik gücü, 'Shine On You Crazy Diamond'daki caz etkilenimleri, 'Another Brick In The Wall'daki funk ritimleri onun her şeyi yapabilecek ruha sahip bir davulcu olduğunun ispatı.
STEWART COPELAND
The Police
30 kişilik listenin olmasa da, uzun uzun yazdığımız bu 10 ustanın içinde progressive, hard rock ya da metal sınırlarının dışındaki tek isim Stewart Copeland. New wave döneminden çıkmış en büyük davulcu. Copeland elbette inanılmaz enerjik, saat gibi işleyen ve yaratıcılıkta sınır tanımayan davulu sayesinde burada. Fakat kendisi aynı zamanda bu satırlarının yazarına hayatta müziği belki de ilk kez sevdiren grubun davulcusu olarak ayrıca ilgiyi hakediyor. Copeland'in bu satırlardaki diğer ustalardan en büyük farkı davul setinin gösterişsizliği, hatta belki de gerçek bir davul setinin olmaması. Özellikle Police günlerinde sadece iki parçalık davullarıyla mucizeler yaratmıştır. Reggae ve rock'u böylesine harmanlayan bir adam daha görülmemiştir. 'So Lonely', 'Message In A Bottle', 'Walking On The Moon', 'Roxanne' gibi Police klasiklerinin can damarıdır kendisi. Zillere (özellikle hi-hat'e) böylesine hükmeden kaç davulcu vardır acaba? Film müzikleri, operalar, süpergrup Oysterhead, Police sonrası hayatındaki meşguliyetlerden birkaçı.
DANNY CAREY
Tool
90'ların en önemli davulculardan Danny Carey, karanlık progressive-metal tayfası Tool'un belkemiği. Kendisi aynı zamanda belki de 70'lerden beri ilk defa müzisyenlerin müzisyeni olmayı da başarabilmiş rock davulcusu. Neil Peart'inkiyle kapışabilecek büyüklükteki davul takımıyla devamlı yeni sesler arayışında olmasıyla ve her tür ritmi rahatlıkla sürükleyebilmesiyle ünlüdür kendisi. Kendisini aşmak için yaptıkları arasında uzunca bir süre tabla dersleri alması ve zaman zaman elektronik kökenli projelere (ZAUM) zaman ayırması da vardır. Davulunu çevreleyen tuhaf geometrik şekiller kendisine ayrıca bir gizem katmaktadır. Carey'ı daha çok dinleyebilmemiz için Tool'un daha çok albüm kaydetmesine duacı olmamız gerekmektedir.
DAVE GROHL
Nirvana, Foo Fighters, Queens Of The Stone Age
Dave Grohl ne arıyor burda diyeniniz var mı? Olabilir. Grohl'un buraya girmesinin sebeplerine gelince: 1. Bir Ginger Baker değil belki, tamam. Ama enstruman ustalığının eskisi kadar "havalı" olmadığı son 15-20 senenin de en güvenilir, en sağlam davulcusu. 2. Nirvana, Kurt Cobain'in grubuydu, tamam. Ama arkada davulun arkasında oturan uzun saçlı adamı "Nevermind" ve "In Utero"dan hatırlıyorsunuz değil mi? Ha evet bir de Queens of the Stone Age'in son cd'sini de unutmamalı 3. Bir davulcu kariyerinin bittiği iddia edilen günleri geride bıraktıktan sonra zamanının aynı zamanda en iyi şarkı yazarı ve frontman'i olarak yeniden hayata dönebilir mi? Hiç sanmam. Daha fazla birşey yazmaya gerek var mı?
Ve Diğer Ustalar 